28 Ekim 2020 Çarşamba

Kadınlara özel üniversite kurulacak

 Japonya’daki örnekler incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği üniversite kurulacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Haziran 2019 Japonya’daki Mukogawa Kadın Üniversitesi'nde fahri doktora verilmesinin ardından, Erdoğan kadın üniversitelerinin inceleneceğini ve Türkiye’de bu konuda adımların atılacağını söylemişti.


Bu konuyla ilgili ilk adım Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nca hazırlanan ‘2021 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na atıldı. Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yer alan programda yüksek öğretimde çeşitliliğin artırılacağı belirterek “Japonya örneği incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği kadın üniversiteleri kurulacaktır” denildi.


Sözcü'de yer alan habere göre, Japonya'daki kadın üniversitelerin incelenmesinin ardından rapor hazırlanacak. Türkiye'deki kız öğrencilerin yükseköğretime katılımı değerlendirilecek ve sorun bulunan alanlar saptanacak ve buna yönelik çözüm önerileri geliştirilecek. Programda, kurulması planlanan ilk kadın üniversitesisin akademik birimlerinin oluşturulmasına yönelik çalışmalar başlatılacağı da vurgulandı.


Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı'nda da Japonya örneği incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği kadın üniversiteleri kurulacağı belirtilmiş ancak somut bir adım atılmamıştı.


10 ÜNİVERSİTEDEN BİRİ


Japonya’da 800’e yakın üniversite var, bunların 80’e yakınını kadın üniversiteleri oluşturuyor. Çıkış noktasının 1800’lü yıllara kadar dayandığı, kadın üniversitelerinde lisans seviyesinde ev ekonomisinden sosyal bilimlere, hemşirelikten fen alanlarına çeşitli bölümlerde ders veriliyor.


26 Ekim 2020 Pazartesi

ODTÜ'den İngilizce eğitiminde fırsat eşitliği yaratan aplikasyon

 Üç ODTÜ'lü girişimcinin geliştirdiği Donut Language Game, her seviyede insanın ücretsiz indirebildiği bir robot. Robot, Türklerin dil öğrenme eğilimine göre oyun kuruyor.


Girişimcilik her dönemde çok kıymetli ancak son yıllarda girişimcinin sosyal fayda yaratanı daha makbul. “Sosyal girişimcilik” özellikle, iş dünyasına yeni ısınan “Z” kuşağının ilgisini çekiyor. İşte onlardan biri olan Donut Language, son dönemde melek yatırımcıların dikkatini çekmeyi başaran bir yatırım.


Yatırımın arkasında Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) üç girişimci var. Donut Language, İngilizce öğreten bir oyun aplikasyonu. Aslında ona “İngilizce öğretmeni bir robot” da diyorlar. Çünkü yapay zeka ile İngilizce öğrenme üzerine kurulmuş bir modeli var. Cep telefonları üzerinden İngilizce konuşma ve yazma pratiği yapma fırsatı sunan ücretsiz bir mobil teknoloji olan Donut Language, ihtiyaca göre “İş İngilizcesi”, “Sosyal Yaşam” gibi başlıkların yanı sıra TOFL benzeri sınavlara hazırlık amacıyla da eğitim modellemesi içeriyor.


ODTÜ Yabancı Diller Meslek Yüksekokulu Modern Diller Bölümü Öğretim Görevlisi Jason Steinberg, bilgisayar mühendisliği bölümü öğrencisi Orçun Çevrim ve sosyoloji bölümü mezunu Başak Temel’in ortaklığında kurulan Donut Language’in en büyük özelliği ise oyun temelli yazılımla istenildiği zaman İngilizce konuşma pratiği yapılabilmesi.


Ücretsiz indiriliyor, hedef Latin Amerika


Şirketin kuruluş öyküsünü ve çalışma sistemini Kurucu Ortak Başak Temel’den dinledik. Donut Language; kullanıcının telaffuz, gramer ve kelime hatalarını yapay zekayla ölçerek 100 üzerinden puan veren bir sistem. Kullanıcının daha yüksek puan için kendisiyle yarışması amaçlanıyor. Hata yapıldığında doğrusunu gösteriyor. Uygulama özellikle telaffuzunu geliştirmek isteyenler için başarılı yapıya sahip. Başak Temel, Donut Language Game’in yedi farklı özelliği ile dünyadaki ilk ve tek, yüzde 100 yerli ve milli uygulama olduğunun altını çiziyor. Diyor ki, “Donut, iki yıl süreyle 3 bin kişilik İngilizce öğrenen grubun izlenmesiyle geliştirildi. Dilbilimcimiz Jason Steinberg, ana dili İngilizce olmayan toplumların dil öğrenirken eğilimlerini gözlemledi ve yazılımcımız Orçun Çevrim’le yazılımı geliştirdiler. Yani Türklerin dil öğrenme becerisine göre özel olarak hazırlandı.”


Haziran 2020’de tanıtılan Donut’un şu anda 14 bine yakın kullanıcısı var. Başak Temel, kullanıcılarının ortaokul öğrencisinden akademisyene kadar geniş yelpazeden olduğunu belirtiyor. “Oyunlaştırma sistemiyle dil öğreten bir sistem bu. Her oyunda sizin seviyenizi belirliyor ve yeni oyun dizisini ona göre oluşturuyor. Bu oyun paketinde konuşma, kelimeler, dil bilgisi kurallarını öğrenmeyi sağlayan bir model geliştirilmiş durumda” diyor.

GİRİŞİMCİ KADINLARA VE KOBİ'LERE İNGİLİZCE ÖĞRETECEKLER!


Başak Temel’e göre Türkiye’de İngilizce öğrenmek konusunda fırsat eşitliği sorunu var. Bu nedenle aplikasyonu bir süreliğine ücretsiz olarak konumlamışlar. Bunun dışında dil öğrenmeyi Türkiye’nin sosyal sorunlarından biri olarak gördüklerinde şu anda dezavantajlı gruplara bu hizmeti sunmak için sivil toplum kuruluşlarıyla da görüşme halinde olduklarının altını çiziyor Temel. Diyor ki, “Toplumsal projeler başlatacağız. Bu sayede kişisel gelişime destek vermeyi hedefliyoruz. Ayrıca KOBİ’lerde ciddi İngilizce sıkıntısı var. Türkiye çapında KOBİ’lere İngilizce öğretmeyi hedefleyen projeler tasarlıyoruz. Bir de girişimci kadınlara destek vermek üzere görüşmeler yürütüyoruz.” Donut’un ortaklarının hedefinde bir yıl içinde Güney Amerika’ya açılmak var. Bu bölgede toplumların İngilizce eğitiminde zorlandıklarını ifade eden Temel, “Dört yıllık planımızda Afrika, Türki Cumhuriyetler, Pakistan, Malezya gibi ülkelere açılmak bulunuyor” diyor.


Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/odtuden-ingilizce-egitiminde-firsat-esitligi-yaratan-aplikasyon/481616


Bilim ve teknoloji bağımsızlık demek

 ÇALIK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık’tan geçen hafta bir davet geldi:


- Malatya Turgut Özal Üniversitesi tarafından şahsıma tevdi edilen “Fahri Doktora” payesi dolayısıyla düzenlenen törene katılımınızdan memnuniyet duyacağım.


Davet cümlesinin hemen altında şu not vardı:


- Tören COVID-19 önlemlerine uygun koşullarda gerçekleşecek.


Törenin adresine baktım:


- Çalık Holding Konferans Salonu...


Önceki gün gerçekleşen tören öncesi Gölcük’te bir fabrika gezdim. Sonrasında törene yetişebileceğimi düşündüm. Ancak, Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin YouTube adresine girip töreni oradan izlemek durumunda kaldım.


Önce Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin (MTÜ) 20202021 Akademik Yılı açılış töreni gerçekleşti. Rektör Prof. Aysun Bay Karabulut, Ahmet Çalık’a “Fahri Doktora” belgesini vermek, cüppeyi giydirmek üzere Çalık Holding Konferans Salonu’ndaydı.


Akademik yıl açılışı ile fahri doktora töreni MTÜ’nün Battalgazi yerleşkesi ile İstanbul’da online olarak üniversitenin kendi sistemi üzerinden gerçekleşti. Her iki tören noktasında katılım pandemi nedeniyle oldukça sınırlı tutulmuştu.


Prof. Aysun Bay Karabulut, törende henüz 2 yaşında olan üniversiteyi anlattı:


- Kuruluşumuzun birinci yılında 1 fakültemiz, Ziraat Fakültemiz ve bağlı 2 lisans bölümü vardı. İkinci yılımızda 5 fakültemiz ve bağlı 16 bölümümüz var.


Fakülteleri sıraladı:


- Bu akademik yılımıza Tıp Fakültesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu il öğrencilerini alarak faaliyetine başladı.


COVID-19 sürecine işaret etti:


- Bu süreç bize gösterdi ki, üretebilirsen ayakta kalırsın, küresel salgınla baş edebilirsin, güvenliği sağlayabilirsin. Güvenli gıda üretemezsen halkın sağlık güvenliğini sağlayamazsın. Güvenli gıda, savunma sanayi kadar güvenlik açısından önemlidir.


Öğrencilere Ahmet Çalık’ı örnek gösterdi:


- Sayın Ahmet Çalık, sadece Malatya ve ülkemiz için değil, gönül coğrafyamızdaki gençler için de örnek bir kişilik, örnek girişimcidir.


“Fahri Doktora”nın gerekçesini paylaştı:


-İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültemiz, sayın Ahmet Çalık’a Türkiye ekonomisine ve eğitim dünyasına katkıları nedeniyle “Fahri Doktora” veriyor.


Ahmet Çalık, “Fahri Doktora” cüppesini giydikten sonra 2020-2021 akademik yılı açılış dersinde şu mesajı verdi:


- Üniversitelerin amacı eğitim olduğu kadar bilim ve teknolojiyi geliştirmektir. Bilim ve teknolojinin gelişmesi demek o ülkenin bağımsızlığı ve kalkınması demektir.


Pandemi nedeniyle büyük dönüşüm yaşandığını kaydetti:


- Önümüzdeki dönemde iş modellerinin değişeceğini, bazı sektörlerin dönüşeceğini, bazılarının çok daha fazla öne çıktığını gördük. Teknoloji ve dijitalleşmenin ön plana çıktığını somut bir şekilde anladık.


Pandemiyle yeniden gözler önüne serilen şu gerçeğin altını çizdi:


- Krize hazırlıklı olmanın ve kriz döneminde girişimciliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük.


Çalık’ın açılış dersinde verdiği mesajın şu bölümünün altını özellikle çizdim:


- Bilim ve teknolojinin gelişmesi ülkenin bağımsızlığı demektir.


Ülkemizdeki üniversitelerin kaçında bu yaklaşım söz konusu acaba?


Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/bilim-ve-teknoloji-bagimsizlik-demek/485331


İşsizlikle ‘kırılan yer’den başladık, meslek lisesi kültürü artık değişiyor

 MİLLİ Eğitim Bakanı Prof. Ziya Selçuk ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal ile Giresun’dayız.


Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrencilere 500 bin tablet bilgisayar dağıtma planına 20 milyon liralık katkıda bulunan TMSF Başkanı Gülal ve Bakan Selçuk’la önce Ülper Şehir Ümit Kılıç Yatılı Bölge Okulu’na gittik.


Bakan Selçuk ve Gülal, tablet bilgisayarları okul yönetimine teslim etti, öğrencilerle buluştu. Ardından Selçuk’la sohbet ettik. Selçuk, karşısında ekonomi gazetecilerini görünce sohbete meslek liselerinden girmeyi seçti. Önce şu saptamayı yaptı:


- Demokrasiyle ilişkilendirilmemiş bir eğitim, ekonomiyle bağlantısı olmayan eğitim her zaman içe kapalı ve üretimden kopuktur. Böyle bir durumda eğitim insanların günün ihtiyacına göre donanmasının mümkün olmadığı bir alana, dönüşüyor.


Ardından konuya yaklaşımını paylaştı:


-Eğitim çağın becerilerini dikkate alan hem milli, hem evrensel eksende insan yetiştirme hedeflerini gözeten bir kurum olmalı.


Meslek liseleriyle ilgili hedefinin altını çizdi:


- Bugün meslek lisesindeki beceri setleriyle sanayinin, hizmet sektörünün ihtiyacının örtüşmesini hedef alıyoruz.


50’yi aşkın sektörle birebir toplantılar yaptıklarını belirtti:


- Sektörlere, “Neye ihtiyacınız varsa, meslek liselerinde bizim müfredatımız odur. Bizim ana hedefimiz meslek lisesi mezunuyla sizin beklediğiniz niteliklerin yüzde 100 örtüşmesi” dedik.


Meslek liselerinde bu kapının açıldığını vurguladı:


- Meslek liseleri için sektörlerin ihtiyacı olan beceri havuzu ortaya konuldu. Bunlar ders programlarına girmeye başladı. Fabrikalardaki ustabaşıların derse girmesinin önü açıldı.


Fabrikaların içine okul açılabilmesi için mevzuat düzenlemesi yapıldığını kaydetti:


- Meslek liselerinin üretim gelirinde yüzde 15 Hazine kesintisi vardı. Yüzde 1’e indirildi ve üretim patlaması yaşandı. Bu, çocukların üreterek öğrenmesine ilişkin bir yaklaşım getirdi.


Aselsan’ın ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Teknoparkı’nın içine açılan okulları örnek gösterdi:


- Bu okullar başarıda ilk yüzde 1’lik dilimden öğrenci alıyor. Bu, meslek liselerinde hiç olmamıştı.


Aselsan’daki okulun cazibesine işaret etti:


-Aselsan’daki okula giden öğrencinin geliri, bursu var. Mezuniyet sonrası üniversiteye devam etmek isterse burs desteği sürecek. Ayrıca iş önceliği de olacak.


Meslek liselerinin gözden düşmesine yol açan gelişmeyi şöyle irdeledi:


- Öğrenciye hayatın ve ilgili sektörün ihtiyacı olan eğitimi vermeyince istihdamla ilgili tıkanıklık oluşuyor. Meslek liselerinden mezun yüzbinlerce insan sürekli işsiz kalınca kültür burada kırılma yaşıyor. Meslek lisesinin “işe yaramaz” olduğu düşünülüyor.


Bu “kültür”ü dönüştürmenin yolunu anlattı:


- Meslek liselerinde “dönüşüm”ün yolu “kırıldığı” yerden başlamaktı. Mezunlarına iş önceliği, garantisi verildiğinde “kültür” birden değişiyor. O zaman yüksek puanla Atatürk Anadolu Lisesi’ne girebilecek öğrenci yönünü Aselsan Meslek Lisesi’ne çeviriyor.


Meslek liselerindeki “kırıldığı yerden başlayan kültür dönüşümü” ailelerin çocuklarına, “Emir alan değil, emir veren olmak için mutlaka üniversite bitir” tavrını değiştirmeye yeter mi?


Meslek liselerindeki “kültür dönüşümü” aileleri de kapsarsa, o zaman mezunlar “aranan eleman” olur, tüm sektörlerdeki “ara eleman” sorunu çözülür...


Otellerin içine 50 okul açtık, 200’e ulaşacak


MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, meslek liseleri konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte attıkları adımı paylaştı:


- "Otellerin içinde okul kuralım. Zaten meslek lisesi öğrencisinin çalışma alanı orası” dedik.


Şu anda bu şekilde 50 okulumuz oldu. 2 yılda "otel içi okul” sayısı 200'ü bulacak.


Ardından ekledi:


-Bunların hepsi iş öncelikli, iş garantili okullar. Ayrıca otel içi okullarda çocukların, öğretmenlerin konaklayacağı yer var. SGK desteğiyle maaş ödenmesi de söz konusu.


‘En dipteki’ 1000 okulu seçtik, çıta yükselecek


MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, imkanları dar olan okullarla ilgili bir araştırma yaptıklarını belirtti:


- Başarının en düşük, disiplin sorununun, devamsızlığın en yüksek olduğu 1000 meslek lisesi belirledik.


Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer'in yürüttüğü çalışmayı anlattı:


- Belirlediğimiz 1000 meslek lisesinde bilgisayar laboratuvarı, beceri atölyeleri dahil ekosistemi düzenleme-dönüştürme çalışması başladı. Öğrencilerin becerileri ve ilgi alanlarına göre kurslar düzenlendi.


Seçimin kaç okul arasından yapıldığını sorduk, yanıtladı:


- Türkiye'de 12 bin civarında lise var. Bunların 3 bin 500-4 bini meslek lisesi. Seçimi meslek liseleri arasından yaptık.


Ardından şu noktanın altını çizdi:


- Bu, aslında 1000 okulu "demokratikleştirme” projesi aynı zamanda. O okullarda bir "fırsat adaleti” sağlanıyor.


Özel sektör ‘mesleki eğitim merkezi’ açmaya yönelmeli


MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "mesleki eğitim merkezi" konusundaki mevzuat değişikliğine dikkat çekti:


- Özel sektörün "mesleki eğitim merkezi” açabilmesini sağladık. "Mesleki eğitim merkezi” aslında "çıraklık eğitim merkezi”. Biz bu merkezlerde eğitim gören öğrenciyi "lise mezunu” kabul ediyoruz artık.


Almanya’dan örnek verdi:


- Almanya'da mesleki eğitimin yüzde 85'i özel sektörün elindedir. Bizde meslek liselerinin yüzde 5'i özel sektörün elinde.


Özel sektörün makine parkına sahip olduğunu, sürekli güncellediğini kaydetti:


- "Mesleki eğitim merkezlerine ayrıca makine parkı kuracağımıza öğrencinin eğitim alanı makinelerin bulunduğu fabrikalar olsun. Ustabaşıları da derse girsin.


İstihdama katkı karşılaştırması yaptı:


- Meslek liselerinden mezun olanların yaklaşık yüzde 10'u istihdam ediliyor. "Mesleki eğitim merkezi” mezunlarında istihdam oranı yüzde 88 ve hepsi kendi alanında.


"Mesleki eğitim merkezi-çıraklık eğitim merkezFne başvuru sayısında artış olduğunu vurguladı:


- Eskiden "Çıraklık-kalfalık” eğitimini tamamlayan çocukların ayrıca liseyi bitirmesi de söz konusuydu. Çocuklar sene kaybediyordu. Biz bu işi çözünce "mesleki eğitim merkezlerine başvuruda artış yaşandı.


TOBB’a bağlı odalar yüzlerce okulun ‘hamiliğini üstlendi


MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’yle (TOBB) ortak yaptıkları çalışmaya değindi:


- Yüzlerce meslek okulunun hamiliğini üstlendiler. Artık okulun yönetimine iş dünyası temsilcileri de yönetim kurullarına giriyor.


İhtiyaçların yönetim kurullarında belirlendiğini vurguladı:


- Ders içerikleriyle ilgili kararlar da iş dünyası temsilcileriyle birlikte alınıyor.


Meslek liselerine yönetici atamalarında yaptıkları değişikliğe işaret etti:


- Meslek liselerine sosyal bilimler alanında yöneticiler atanıyordu. Yönetici atamaları için "teknik alan” zorunluluğu getirdik.


Şu noktanın altını yeniden çizdi:


- Meslek liselerinde artık müfredat sektörlerin ihtiyaçlarına göre yapılandırılıyor.


Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/issizlikle-kirilan-yerden-basladik-meslek-lisesi-kulturu-artik-degisiyor/486534



Bilim temelli müfredata geçilmeli, fabrikasyon eğitimden vazgeçilsin

 Yapay zeka, robotlar, konuşan akıllı makinelar… Sanayi devrimini geride bırakan dünya şimdi dijital devrimi yaşıyor. Bu konular dünyada tüm ülkelerin ilk sırasında yer alıyor. Önümüzdeki yıllarda yüzde 60’a yakın mesleğin yok olacağı artık sır değil. Bu değişimi nasıl yakalayacağız? Ülkelerin derdi bu. Geri kalmamanın temeli bilime, mühendisliğe dayanan bir eğitim sistemine dayanıyor.


Yurt dışındaki okulları ve 43 yıldır eğitim sisteminin içinde bulunması nedeniyle Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Uluslararası Eğitim Merkezi Türkiye Başkanı ve Danışma Kurulu üyesi olan Enver Yücel ile Türkiye’deki durumu konuştuk. Yücel eğitim sisteminin yenilenmesi, tornadan çıkmış gibi fabrikasyon öğrenci yetiştiren müfredatın değişmesi gerektiğini söylüyor.


> Meslektüen eğitimcisiniz. Eğitim anlayışı nasıl değişiyor?


Kurumumuz 52’inci yılında. Ben 43 yıldır kendi kurumlarımın liderliğini yapıyorum. Tabii ki geçmiş yıllarda beklenenle şimdi istenen çok farklı. Gençler kendi işlerini kurma, yeni bir şeyler ortaya koyabilme kültürüne sahip hale geliyor. Eğitimin ruhu ana yapısı değişiyor. Yıllardır bir sınıfa, bir anfiye öğrencileri toplayıp ders anlatılırken artık günümüzde böyle olmasın isteniyor. Fabrikasyon eğitimden daha terzilik anlayışına göre kişiye özel öğretimin olması bekleniyor. Çünkü çocuk farklı, dünyalar farklı.


OKULLARDA KAĞIT KALKIYOR


> Kişiye özel eğitim ne anlama geliyor?


Eğitim bir çocuğu değiştirmek için olmamalı. Çocuğun iç dünyasındaki yeteneğini, kabiliyetini, düşüncelerini ortaya çıkarabileceği bir anlayışı ortaya çıkarabilmek için olmalı. T Fabrikasyon eğitim dönemi geride kalıyor. Her bireyi ayrı bir dünya kabul etmemiz lazım. Herkesin parmak izi farklı.


> Yani tüm okullarda aynı müfredatla yapılan örgün eğitim anlayışı artık değişmeli mi diyorsunuz?


Artık öğretmenin rolünün de değişmesi lazım. Öğretmen dersi öğreten, bilgiyi transfer eden konumda iken çünkü bilgi sadece ondaydı ama bugünün çocuğu bilgileri her yerden alabiliyor. Öğretmen mentor olmalı. Dersi transfer eden değil üretim yapılmasını sağlayacak analitik düşünceye sahip, problem çözme becerisi kazanmış öğrenciler yetiştiren biri olmalı.


> Türkiye’de eğitim sisteminde bu anlayış değişiyor mu?


Sizce bir değişim talebi var mı? Türkiye son yıllarda teknolojiye önem veren çok yatırım yapan bir ülke. Fatih projesi başlatıldı. Fatih projesi zaman zaman sekteye uğramıştır. Bunun üzerine gitmeliyiz. Bazı ülkeler artık kağıdın kaldırılması için hedefler koymuş durumda. ABD 2025’te kaldıracağız diyor. Bizim de hedef koymamız lazım. İstesek de istemesek de dünya buraya doğru gidiyor. Buna göre eğitim yapımızı düzenlemeliyiz.


ÖĞRETMENİN MENTOR OLMALI


> Türkiye Pisa verilerine göre başarılı bir eğitim sistemine sahip değil. Bu konuda ne yapılmalı?


Soruna bütüncül bakmak lazım. Başarılı modellere baktığınız da örneğin Pisa’nın en başarılılarından Finlandiya’ya en önemli kavram öğretmenine verdiği değerdir. Yeni sistem gelse dahi en fazla değer verilen varlık öğretmenleridir. Öğretmensiz eğitim olmaz. Ama nasıl öğretmen. Öğretmenin bu yüzyılı iyi kavrayıp öğrencilere liderlik, anlayış ve kavramını vermesi lazım. Eğitim fakültelerinin anlayış ve kültürünün değişmesi lazım. Bu bir anda olmuyor.


> Siz öğretmenleriniz için ne yapıyorsunuz?


Öğretmenlerimize değişen günün koşullarına, yeni sistemlere göre sürekli hizmet içi eğitim veriyoruz. Öğretmen kendini bu yüzyıla uyduramaz ise öğrencinin gerisinde kalıyor. Her öğrencinin elinde tabletler var. Biz dijital sisteme geçmiş durumdayız. Öğretmenin biliyor olması lazım. Çocuklar bilgilerin transferinin ötesine geçmiştir.


> Nasıl bir eğitim sistemi olacak bu?


Müfredatların elden geçirilmesi yeni dersler konulması lazım. Teknoloji başını almış gidiyor. Mesela insansız hava araçları, siber güvenlik, yapay zeka. Bunları ortaokuldan itibaren öğrencilerin derslerine koymamız lazım. Biz fen ve teknoloji liselerine yapay zeka dersi koyduk. İnsansız hava araçları dersi koyduk. Robot dersini kolduk. Diğer derslerden çok bunlara ilgi var. Matematik, kimya coğrafya öğrenirken, bunun ne işe yaradığını da öğrenmiş oluyor. Bunun adı STEM. Bize niye türev, trigonemetri öğretiliyor derdik. Ama bunu uyguladığımızda muhteşem oluyor.


AKADEMİSYEN KAYGILI İSE ÜRETEMEZ


> Öğrenmek merak etmek, düşünmek, araştırmak demek. Bunun da ilk adımı özgür düşünce demek. Türkiye’de bu iklim var mı?


Eğitim öğretim ortamı özgür olmalı, iklimi iyi olmalı. Okul iklimi diye bir kavram vardır. Eğer öğrenci okula çok kaygılı geliyorsa öğrenemez. Eğer bir akademisyen kaygılıysa üretemez. Düşünemez. Bizim yenilikçilik ve girişimcilik kültürümüzü geliştirmemiz lazım. Bunun için yeni bir eğitim ve öğretim kültürü yaratmamız lazım. Öğrenci bazı şeylerde kısıtlanırsa rahat ifade edemezse, korkarsa o toplumda bir üretimden bahsedemeyiz.


> Yapay zeka, robotlaşma, şeylerin interneti…


Dünya çok hızlı değişiyor. Geç kalıyor muyuz? Nasıl yetişeceğiz? Yapay zeka ile her şey a’dan z’ye değişiyor. Eğitimden sağlığa kadar her sektörde kullanılabilecek bir teknoloji bu. Bununla ilgili Türkiye geri kalmamalı.


> Nasıl bir sistem?


Bu öğrenciye bir hedef veriliyor. Yaptıklarına bakıp elimizdeki verilerle değerlendirip hedefine ne kadar gidebilir, nasıl gidemez ölçmek mümkün. Neden öğrenemediği, hastalığın ne olduğu teşhis edilip tedavi edilebilecek. Hukukta dünya şimdi buna gidiyor. Yapay Zeka hukuku bu. Artık hakimler yanlış karar veremeyecek. Veri kullanımı ile oluyor bunlar. Verinin önemini kavratmamız lazım.


MEVCUT MESLEKLERİN YÜZDE 60’I OLMAYACAK


> Gelecekte bazı meslek ve sektörler yok olacak. Şimdiden başladı. Fabrikalarda artık yapay zekalı robotlar devrede.


Geleceğin mesleği veri mühendisliği. Data artık topraktan değerli hale geliyor. Bunun için eğitim öğretim yapımızın değişmesi lazım. Evet, yapay zeka meslekleri değiştiriyor, sektörleri değiştiriyor. Okula başlayan çocuk 30 yıl sonra meslek hayatına atılıyor. Yüzde 60 meslek olmayacak. Bu genci bugüne göre değil yarına göre eğitmelisiniz. Data analisti, yapay zeka teknisyenliği, uzay teknolojileri. Fabrikalar değişiyor.


>Danışma Kurulu’ndasınız. Dünyanın derdi eğitim değil mi?


Hem çeşitli yerlerde üniversitem olması, hem de eğitimi yakından takip eden bir kişi olmam nedeniyle Birleşmiş Milletler’in Danışma Kurulu üyesi oldum. İster gelişmiş olsun ister gelişmekte olan her ülke eğitimin geleceğini konuşuyor. Eğitim nasıl olmalıdır? Teknolojinin bu kadar değiştiği noktada eğitim sisteminin de değişmesi lazım. Ama ikisi aynı hızda gelişmiyor. Eğitim geriden geliyor. Eğitimin bir muhafazakar yanı var. Ama artık paradigmalar değişmeli. Bugünün dünyasına hitap etmeli. 21. Yüzyıl becerilerini ortaya çıkarıp uyumlu programlar izlenmeli.


> BM’nin üye ülkelere önerileri desteği oluyor mu?


BM’nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma hedefleri var. Bu hedefleri tüm dünyaya yaymak istiyorlar. Mesele şu. Dünyanın içinde bulunduğu problemlere çözüm bulmak. Dünyanın sorunları en başta açlık, yoksulluk. Birlikte yaşayamama kültürü, çevre ve etik değerler. Bu üç sorunu dünyanın çözebilmesi için anaokulundan başlayan eğitim sistemini düzeltmemiz lazım. Bütün dünyada BM’de de bu konular üzerinde çok duruluyor.


> Son günlerde bazı özel okullarda sorunlar yaşanıyor. Özel okul sisteminde bir sorun mu var?


Türkiye’de üniversite hariç 18 milyon öğrenci. Bu öğrencilerin yüzde 8’i özel okullarda. Çok başarılı olan devlet okulları olduğu gibi başarısız olanlar da var. Yine çok başarılı özel okullar gibi başarısız olanlar var. Benim eğitim politikalarına bakışım daha değişik. Şöyle düşünüyorum. Eğitim dünyanın en önemli işi. Eğitim bir sektör. Bu sektörün iyi ve güçlü olabilmesi için rekabetin olması lazım. Bütün eğitim sistemini elinde tutan bir devlet nasıl rekabete açacak da biz kaliteyi yakalayabileceğiz. Onun için her çocuğa fırsat eşitliği de vermemiz lazım.


ÖZEL OKULLAR ZENGİN AİLE ÇOCUKLARININ GİTTİĞİ KULÜPLER OLMAMALI


> Nasıl sağlanacak fırsat eşitliği?


Bugün en önemli sorun budur. Okullar arasındaki seviye farkı buradan kaynaklanıyor. Herkesin adilce eşitçe okuyabileceği bir ortam oluşturulmalı. Özel okullar zengin aile çocuklarının gittiği kulüpler olmamalı. Sadece devlet eliyle eğitim götüren hangi ülke kalkınmış. Kalkınamaz. Özel sektöre açmamız lazım. Özel sektör deyince kar amaçlı kuruluşlardan bahsetmiyorum. Bugün İngiltere okullarının yüzde 70-80’nini özelleştirdi. Öğrenci beş kuruş para ödemiyor.


> Mümkün mü bu?


Türkiye’de eğitim sistemine ayrılan kaynaklar ortada, Bu az da değil. Karşılığını alabiliyor muyuz, alamıyor muyuz? Bunu özele açalım başarılı olanlar devam etsin. Devlet denetim görevini görmeli. Hollanda, Almanya’da öğretmenlerin maaşlarını devlet verir. Organizasyonunu velilerle yaparsın.


> Doğa Koleji ile ortaya çıkan son yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?


Türkiye’de özel okullarımız var gelişiyorlar. Ekonomik krizle birlikte sıkıntıda olan okullarımız, velilerimiz var. Nasıl ki çok sektörde kriz sıkıntısı varsa eğitim de nasibini alanlardan. Ancak eğitim sektörü inşaat sektörüne benzemez. Hassastır. Öğrenci travma yaratacak ortamda olmamalıdır. Keza öğretmen arkadaşımız olmamalıdır. Şu gerçek de var. Özel sektör bir sıkıntıya düşmüşse de cezasını görüp kapanır. Başka yapacak bir şey yok. Eğitimin devamını sağlamaya bakmak gerekir. Yani burada eğitim sisteminden kaynaklanan problem yok ekonomik nedenlerden kaynaklanan bir problem var. ABD’ye gidin Asya’ya gidin satılan okul, üniversite vardır.


Eğitimde yol haritası


> Eğitim sisteminde çeşitli değişiklikler yapılıyor. Ama sistem çok değişmiyor. Yeterli mi bu adımlar. Sizin önerileriniz nedir?


Müfredat zaman zaman değiştiriliyor. Biz de önerilerimizi rapor halinde veriyoruz. Bakanlığa iletiyoruz. Önerilerimi şöyle toplayabilirim: Eğitim sistemimizin ölçme ve değerlendirme sistemini çok iyi kavrayıp oturtması lazım. Eğitim sisteminin içine bireysel, kişiye özgü eğitim anlayışını yerleştirilmesi lazım. Öğretmen eğitimlerine önem vermemiz lazım. Öğretmen yetiştiren kurumların eğitim fakültelerinin reorganizasyonunu yapmamız lazım. Geleceğin dünyasına BM 2030 hedeflerini müfredatlara yedirmemiz lazım.


Eğitimde kalite gitme ihtiyacını azaltır


> Herkes yurt dışında okumak istiyor. Gençlere öneriniz nedir?


Eğitim sistemimizde kalite ve olanakları arttırırsak kimse gitme ihtiyacı hissetmez. ABD’de, İngiltere’de gençlerin üniversiteden uzaklaşma eğilimi var. Türkiye’de ise üniversite hala bir umut. Ancak üniversitelerin de değişmesi lazım. Acık büfe dersler olması lazım. Dünyanın geleceği eğitimde. En iyi örnek Finlandiya. Bütün ülkeler onları örnek alıyor. Gençlere dünyanın geleceği için eğitim alanını tercih etmelerini öneririm.


Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/bilim-temelli-mufredata-gecilmeli-fabrikasyon-egitimden-vazgecilsin/460684