ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Aygün, "Yerli yazılımla dört beceriyi ölçen dil sınavı yapmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda uzmanlarımız tarafından yerli yazılım çalışmalarına da başladık." dedi.
30 Aralık 2020 Çarşamba
ÖSYM'den dil sınavları için yerli yazılım atılımı
Verilere göre çalışanların uzaktan eğitime ilgisi artarak sürecek
Pandemi döneminde uzaktan eğitimin önemi ve sağladığı avantajların farkına varıldı. Enocta CEO’su Ahmet Hançer, sanal sınıf oturum sayılarında 6 kat artış yaşandığını, 2021 yılında da ilginin artarak süreceğini belirtti.
Çalışanlar, yaklaşık 10 aydır süren ve halen devam eden pandemi döneminde uzaktan eğitimin önemini yeniden kavradı. Ofislerin kapanması, evden çalışmanın zorunlu hale gelmesi, eğitimlerin dijital ortama taşınması gibi gelişmelere, online eğitimin avantajları da eklenince, bu eğitim yöntemine gösterilen ilgi de çok yüksek seviyelere ulaştı. Enocta CEO’su Ahmet Hançer, 2020 yılında, çalışanlar tarafından alınan dijital eğitim sayısı, canlı sanal sınıflarda oturum sayısı ve mobil cihazlardan uzaktan eğitime erişim gibi başlıklarda 6 kata varan artışın olduğunu belirtti.
2021’DE İLGİ DEVAM EDECEK
Ahmet Hançer, uzaktan eğitimin okullar, kurumlar ve gelişime açık bireyler için yenilikçi, vazgeçilmez ve verimli bir öğrenme yöntemi olarak kabul gördüğünü belirterek, 2021 yılında ve sonrasında da bu eğitim yönteminin kullanımının artarak devam edeceğini belirtti.
6 KAT ARTIŞ
Enocta’nın verilerine göre bu döneminde, farklı başlıklarda kurum çalışanlarının uzaktan eğitimi kullanma alışkanlıklarında önemli değişiklikler kaydedildi.
• Sisteme toplam giriş, hafta içi yüzde 40, hafta sonu ise yüzde yüzde 45 oranında arttı.
• Sanal sınıf toplam oturum sayısı da hızlı artış gösteren bir başka başlık oldu. Çoklu interaktif eğitimin alındığı sanal sınıflarda oturum sayısı geçen yıla oranla 6 kat artış gösterdi.
• Pandemi öncesi dönemde sisteme yoğunlukla sabah saatlerinde girilirken, Pandemi döneminde bu yoğunluk akşam saatlerine de yayılarak artış gösterdi. Enocta Gelişim Kataloğu içerikleri bir milyona yakın son kullanıcıNIn değerlendirmesi ile 5’li skalada 4,4 ortalama başarı elde etti.
Hançer, 2021 yılına ilişkin öngörülerini şu şekilde özetledi:
"Önümüzdeki dönemde, iş hayatında en çok konuşacağımız konu yetenek açığı ve becerilerin geliştirilmesi olacak. Bireylerin, şirketlerin ve hatta toplumun sürekli değişen koşullara, yarın bizi bekleyen belirsizliğe hazırlıklı olması ve belirsizlikle baş edebilmesi ancak sürekli öğrenmekle, sürekli yeni beceriler edinmekle mümkündür. Bugün beceri, yaşamsal olarak geçerli bir akçedir. Beceriyi kazanmak için her an, her yerden ve sürekli öğrenmek vazgeçilmezdir.
Dijitalleşen eğitimin avantajlarıyla, milyonlarca insana ulaşmak ve insanlara gereken yeni becerileri kazandırmak 2021’de temel hedefimiz olacak. Yapay zeka ve “Makine Öğrenmesi” alanına daha çok yatırım yapacak ve yeniliklerimizi devreye alacağız. Uzaktan çalışan ekiplerin birlikte öğrenmesi konusunda yeni teknolojiler geliştireceğiz.
Yeni dünyada önemi artan işbirliği, kritik düşünme, veri okuryazarlığı, dijital okuryazarlık, iletişim, takım çalışması, problem çözme ve inovasyon becerileri konularında daha çok eğitim ve gelişim yolculuğu sunacağız. Eğitimlerin eğlenceli, akılda kalıcı ve etkin olması için yenilikçi içerik tipleri ve farklı öğrenme yöntemleri için araştırma ve geliştirme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu doğrultuda, ilk AR (Augumented Reality) içerikli gelişim yolculuğumuz da yakında kullanıma sunulacak."
150 YENİ EĞİTİM
Bu zorlu süreçte Enocta, tüm paydaşlarının kolaylıkla erişip, kullanabileceği, dönemin ihtiyaçlarına yönelik şu çalışmaları yaptı:
Kovid-19 salgınının zorunlu kıldığı yeni düzen farklı eğitim içeriklerine duyulan ihtiyacı da beraberinde getirdi. Kurumlar çalışanları için evde verimli ve güvenli çalışma, sanal toplantılarda verim elde etme, uzaktan ekip yönetimi ve uzaktan çalışırken takım olma gibi iş hayatıyla ilgili online eğitimler sunmaya başladı. Bu doğrultuda da Enocta, yaklaşık 150 yeni eğitim ile “Enocta Gelişim Kataloğu’nu zenginleştirerek; liderlik, yetkinlik, yeni dünya becerilerinin yanı sıra sağlık ve psikolojiye odaklanan eğitimler de tasarladı.
Sağlıklı ve üretken işgücünün sürekliliğinin sağlanması için çok sayıda ücretsiz eğitim de sunarak bu zorlu süreçte kurumlara ve çalışanlarına desteğe devam etti. Eğitimde fırsat eşitliği misyonu ile birçok sosyal sorumluluk projesinde yer aldı. 44 adet webinarla binlerce kişiye ücretsiz gelişim imkanı sağlayarak, alanında uzman kişileri ve deneyimini paylaşmak isteyen kurumları buluşturdu ve trend konu başlıkları hakkında sohbetler düzenledi.
5 Aralık 2020 Cumartesi
Türkiye, yüksek öğretimde dünyada ilk 10'da
Türkiye, 2018 yılında yükseköğretimde sahip olduğu uluslararası öğrenci sayısıyla dünyada bu alanda ilk 10 ülke arasına girdi.
30 Kasım 2020 Pazartesi
Almanya’da eğitimini gördüğü alanda çalışan yüksek ücret alabiliyor
MESLEKİ eğitimden sorumlu Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, mesleki eğitimde iki yılda gerçekleşen dönüşümü kitaplaştırdı:
● Mesleki Eğitimde Paradigma Değişimi: Türkiye’nin Mesleki Eğitim İle İmtihanı
Mahmut Özer’le kitabını ve içeriğini oluşturan mesleki eğitimi konuştuk. Türkiye’de mesleki eğitimin “günah keçisi” gösterildiğini belirtip sürdürdü:
- Mesleki eğitim ana sorun alanlarından biri. İki sorun alanı daha var. Birincisi işgücü piyasası, diğeri de yükseköğretim. İkisi de mesleki eğitimi doğrudan etkiliyor.
Öncelikle işgücü piyasası ile ilişkilerin güçlü olması gerektiğini vurguladı:
-Bakanlık olarak son iki yılda ciddi adımlar attık. Artık kurduğumuz ilişki müfredat güncellemekten öğretmen eğitimine, başarılı öğrenciye burstan işletmelerde beceri eğitimi ve istihdamda önceliğe kadar tüm aşamaları kapsıyor.
Atılan adımları biraz daha açtı:
- Mesleki ve teknik Anadolu liseleri ve mesleki eğitim merkezlerinde müfredatı sektörlerin temsilcileri ile birlikte güncelledik, meslek standartları ile uyumlu hale getirdik.
İşbirliği oluşturdukları kurumları sıraladı:
- Savunma Sanayi Başkanlığı, TOBB, İSO, İTO, ASO, ATO, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı.
2 yılda mesleki eğitimi tercih eden öğrenci sayısının yüzde 62 arttığını kaydetti:
- Ayrıca, merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullarımızın taban puanları yükseldi. İlk kez yüzde 1’lik başarı diliminden öğrenci alan okullarımızın sayısı arttı. Mesleki eğitim öğrencilerin zorla gittikleri liseden tercihe evrilmeye başladı.
Bu noktada öğretmenlerin eğitimi üzerinde durdu:
- 2013 yılında 2 bin 500 öğretmenimiz eğitimden yararlanmışken son iki yılda sayı 43 bine ulaştı. Öğrencilere sağlanan burs miktarı da 6 kat arttı.
Mezunların işgücü piyasasına geçişlerinde ciddi sorunlar olduğunun altını çizdi:
- Mezunların eğitim aldıkları alanların dışında istihdam oranının yüksekliği en önemli sorun. Bu sorun, işgücü piyasasında beceri uyumsuzluğunu artırıyor. Böylece maliyeti yüksek olan mesleki eğitime yatırımın verimliliği de düşüyor.
Yaptırdıkları araştırmadan çıkan sonuçları paylaştı:
- En önemli sorun, eğitim alınan alanda yeterli istihdam imkanının olmaması. Mezunlar eğitim aldıkları alanda iş bulamayınca diğer alanlara yöneliyor.
Araştırmada yer alan ücret konusuna dikkat çekti:
- Eğitimle ilişkili alanlarda çalışıldığında ücret farklılığı yok. Mezunların bu nedenle eğitim aldıkları alanların dışında istihdamı tercih ettikleri anlaşıldı.
Almanya’yı örnek gösterdi:
-Almanya, mesleki eğitimde örnek gösterilen bir ülke. Almanya’da meslek okulu mezunları, eğitim aldıkları alanlarda çalıştıklarında daha fazla ücret alıyor. Bu durumda mezunlar alanlarında istihdama yöneliyor.
Özellikle yineledi:
- Bizde bu yok…
Bakanlık mesleki eğitim konusunda önemli adımlar attı, iş dünyası örgütleri de işin içine girdi.
“Ara eleman”ı “aranan eleman”a dönüştürmek için işverenlerin elini cebine atması gerekmez mi?
Yeni mezun nasıl deneyim kazanabilecek?
MİLLİ Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, kitabıyla ilgili sohbetimizde “deneyimli eleman” takıntısına işaret etti:
- Yaptırdığımız araştırmada meslek okulu mezunlarını alan dışı çalışmaya yönelten önemli bir nedenin de işverenlerin “deneyimli eleman” ısrarı olduğu görüldü.
Ardından sordu:
- Bu durumda yeni mezun nasıl deneyimli hale gelecek?
Yanıtını araştırma sonucundan verdi:
- “Deneyimli eleman”da ısrar eden işveren tutumu, meslek okulu mezununu alan dışı istihdama yöneltiyor.
Mesleki eğitimin haritasını çıkardık
MİLLİ Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, geçen yıl yaptıkları bir çalışmaya işaret etti:
- Tüm il ve ilçeleri kapsayan “mesleki eğitim haritası”nı çıkardık.
Çalışmanın amacını paylaştı:
- Amaç, okulların çevresinde eğitim verilen alanlarla ilgili sektörlerin olup olmadığını, varsa ilişkinin boyutunu görmek ve eğitimi sektör kümeleri ile eşleştirmekti.
Araştırmadan çıkan bulguya dikkat çekti:
- Birçok yerde eğitim verdiğimiz alanla ilgili sektör yokken, bazı yerlerde de güçlü sektörler olmasına rağmen o sektörlerle ilişkili alanlarda eğitim veremediğimizi gördük.
Bunun üzerine harekete geçtiklerini belirtti:
- Mesleki eğitimi tüm il ve ilçelerimizde çıkan haritaya göre yeniden yapılandırıyoruz.
İşveren ücreti yükseltip aranan elemanı bulsun
MİLLİ Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, işverenlere mesleki eğitimin güçlenmesi için çağrı yaptı:
- Ücret yükseltildiğinde aranan eleman bulunur.
Meslek lisesi mezunu çalıştırmaya dönük teşviki anımsattı:
- İşletmeler, meslek lisesi mezunu istihdam ettiğinde 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 10’uncu maddesi gereği 36 ay süreyle SGK işveren primi ödemiyor.
Bu düzenlemeye şöyle bir ek yapılabileceğini belirtti:
- Meslek lisesi mezunları için eğitim aldıkları alanda çalışmaları durumunda işveren için olduğu gibi 36 ay veya daha uzun süre işçi sigorta priminden muaf olacak şekilde bir teşvik düzenlemesi yapılabilir.
Mesleki eğitim merkezi öğrencisine ücret, İşsizlik Fonu’ndan verilecek
MİLLİ Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, Mesleki Eğitim Merkezlerine dikkat çekti:
- Bu merkezlerde çıraklık-kalfalık-ustalık eğitimi veriliyor. Öğrenciler haftada bir gün bu merkezlerde eğitim görüyor, diğer günler işletmelerde eğitim alıyor.
Tüm öğrencilerin 4 yıl boyunca asgari ücretin 3’te biri kadar ücret aldığını vurguladı:
- Bu merkezlerden mezun olanların eğitim aldıkları alanlarda istihdam oranı yüzde 88. Eğitim gördükleri işletmelerde istihdam oranı ise yüzde 75.
Bu modeli iki adımla güçlendirdiklerini kaydetti:
- Mesleki Eğitim Merkezine devam eden öğrenciye lise diploması alabilmesini yolunu açtık. Ayrıca özel sektörün Mesleki Eğitim Merkezi kurabilmesinin önünü açtık.
Modelin cazibesini daha da artırmak için yapılacak düzenlemeyi paylaştı:
- Mesleki Eğitim Merkezi öğrencilerine verilen ücretin tamamının İşsizlik Fonu’ndan karşılanması öngörülüyor.
Vahap Munyar
https://www.dunya.com/kose-yazisi/almanyada-egitimini-gordugu-alanda-calisan-yuksek-ucret-alabiliyor/601600
19 Kasım 2020 Perşembe
Türkiye’de 18 milyon kişi Khan Academy’de 200 milyon ders gördü
STFA Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Alp Yalçın Taşkent aradı, söze uzaktan eğitimden girdi:
-Dünyada pandemiden en çok etkilenen alanlardan biri eğitim. Milyonlarca öğrenci örgün eğitimden uzak kalırken, online eğitim platformları umut oldu. Eğitimde dijital dönüşümün ilk kez bu kadar görünür olduğu dönemde Khan Academy ilk sıraya oturdu.
Khan Academy’den her ay 45 dilde, 190 ülkede 100 milyon öğrenci ve 3 milyon öğretmenin faydalandığını belirtti:
-Khan Academy’yi Türkçeleştirerek dünyanın sayılı dijital içerik kütüphanelerinden birini sunduğumuz için mutlu ve gururluyuz.
Derslerin Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği kapsamında EBA üzerinden öğrenci ve öğretmenlere ulaştığını bildirdi:
-Ayrıca https://tr.khanacademy.org web sitemizin trafiği de bu dönemde 4 kat yükseldi.
Khan Academy’nin Salman Khan tarafından Silicon Valley’de kurulduğunu anımsattı:
- Bilgiyi herkes için erişilir kılma hayaliyle başlayan Khan Academy, 2008 yılında küçük bir ekiple, kâr amacı gütmeyen dijital platform olarak hayata geçti. Kısa sürede tüm dünyada sosyal girişime dönüştü.
Khan Academy’nin eğitim içeriğinin 300 kişiye ulaşan bir akademik kadro tarafından hazırlandığına işaret etti:
- Khan Academy’yi destekleyenler arasında Bill ve Melinda Gates Vakfı, Google, Bank of America, Netflix’in kurucusu Reed Hasting, Carlos Slim Vakfı da yer alıyor.
Khan Academy’nin Türkiye’deki faaliyetlerinin 2012 yılından beri STFA Eğitim Vakfı tarafından desteklendiğinin altını çizdi:
- Ülkemizde 600’den fazla gönüllünün de katkılarıyla hazırlanan 10 bine yakın ders videosu ve 100 bin etkileşimli araştırma Türkçe olarak kullanıcılarla buluşuyor.
Khan Academy’nin ilkokuldan üniversite seviyesine kadar uzandığına vurgu yaptı:
- Matematikten sanata, finanstan sağlığa birçok konuda bireyin seviyesini tespit ederek en uygun içeriklere yönlendirebilen yapay zekaya sahip platform ile kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi sunuluyor.
Pandemi döneminde Khan Academy’nin Türkiye’de 70 milyon ders verdiğini paylaştı:
-Khan Academy, ülkemizde uzaktan, yüz yüze veya hibrit eğitim modelinde örgün eğitimi destekleyen en önemli kaynak haline geldi. Ülkemizde 18 milyon insanın faydalandığı bu platformdan 200 milyondan fazla ders verildi.
Alp Taşkent, bu bilgilendirme sonrası beni arama nedenini açtı:
- Khan Academy’nin sunduğu ücretsiz ve reklamsız platformun daha çok öğrenci, öğretmen ve velimize ulaşmasını istiyoruz. Pandemi döneminde 70 milyon derse ulaşmak bizi mutlu etse de, bilinirliğin artmasıyla bu sayının 700 milyona ulaşabileceğini öngörüyoruz.
Khan Academy’ye daha çok kişinin ulaşmasına katkı için adresleri paylaşmakta yarar var:
• Instagram, Facebook: @khanacademyturkce
• Twitter: @khanacademytr
• www.khanacademy.org.tr
• info@khanacademy.org.tr
Matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler, iktisadi bilimler, bilgisayar bilimleri, uzay bilimleri, organik kimya, sanat tarihine kadar geniş yelpazeli bu platformdan daha çok yararlanmak gerekmez mi?
Öğrenen birey kendi öğrenme sürecini yönetsin
STFA Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Alp Yalçın Taşkent, Khan Academy Türkçe Direktörü ve STFA Eğitim Vakfı Genel Müdürü Alp Köksal’ın platformla ilgili mesajını da gönderdi. Köksal, şu noktanın altını çizdi:
- Khan Academy ile eğitim zamandan ve mekandan bağımsız, veriye dayalı ve kişiye özel bir deneyime dönüşüyor. Bu dönemde yaşanan olumsuzluklar bir yana dünyamız için olumlu bir çıktının öğrencilerin kendi öğrenme sorumluluklarını sahiplenmeleri olduğuna inanıyoruz.
Köksal, hedeflerini ortaya koydu:
- Amacımız Khan Academy ile öğrenen bireylerin kendi öğrenme sürecini yönetebilen kişilere dönüşmeleri. Böylelikle hem tam öğrenme, hem de hayat boyu öğrenme kavramları içselleştirilebilir.
Vahap Munyar
https://www.dunya.com/kose-yazisi/turkiyede-18-milyon-kisi-khan-academyde-200-milyon-ders-gordu/600707
9 Kasım 2020 Pazartesi
MEB'den ilkokul öğrencilerine kaynak desteği
Milli Eğitim Bakanlığınca, ilkokul öğrencilerinin derslerine yönelik 3 bin 500 sorudan oluşan kaynak destek paketi "http://odsgm.meb.gov.tr/" internet adresinde yayımlandı.
28 Ekim 2020 Çarşamba
Kadınlara özel üniversite kurulacak
Japonya’daki örnekler incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği üniversite kurulacak.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Haziran 2019 Japonya’daki Mukogawa Kadın Üniversitesi'nde fahri doktora verilmesinin ardından, Erdoğan kadın üniversitelerinin inceleneceğini ve Türkiye’de bu konuda adımların atılacağını söylemişti.
Bu konuyla ilgili ilk adım Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nca hazırlanan ‘2021 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na atıldı. Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yer alan programda yüksek öğretimde çeşitliliğin artırılacağı belirterek “Japonya örneği incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği kadın üniversiteleri kurulacaktır” denildi.
Sözcü'de yer alan habere göre, Japonya'daki kadın üniversitelerin incelenmesinin ardından rapor hazırlanacak. Türkiye'deki kız öğrencilerin yükseköğretime katılımı değerlendirilecek ve sorun bulunan alanlar saptanacak ve buna yönelik çözüm önerileri geliştirilecek. Programda, kurulması planlanan ilk kadın üniversitesisin akademik birimlerinin oluşturulmasına yönelik çalışmalar başlatılacağı da vurgulandı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı'nda da Japonya örneği incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği kadın üniversiteleri kurulacağı belirtilmiş ancak somut bir adım atılmamıştı.
10 ÜNİVERSİTEDEN BİRİ
Japonya’da 800’e yakın üniversite var, bunların 80’e yakınını kadın üniversiteleri oluşturuyor. Çıkış noktasının 1800’lü yıllara kadar dayandığı, kadın üniversitelerinde lisans seviyesinde ev ekonomisinden sosyal bilimlere, hemşirelikten fen alanlarına çeşitli bölümlerde ders veriliyor.
26 Ekim 2020 Pazartesi
ODTÜ'den İngilizce eğitiminde fırsat eşitliği yaratan aplikasyon
Üç ODTÜ'lü girişimcinin geliştirdiği Donut Language Game, her seviyede insanın ücretsiz indirebildiği bir robot. Robot, Türklerin dil öğrenme eğilimine göre oyun kuruyor.
Girişimcilik her dönemde çok kıymetli ancak son yıllarda girişimcinin sosyal fayda yaratanı daha makbul. “Sosyal girişimcilik” özellikle, iş dünyasına yeni ısınan “Z” kuşağının ilgisini çekiyor. İşte onlardan biri olan Donut Language, son dönemde melek yatırımcıların dikkatini çekmeyi başaran bir yatırım.
Yatırımın arkasında Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) üç girişimci var. Donut Language, İngilizce öğreten bir oyun aplikasyonu. Aslında ona “İngilizce öğretmeni bir robot” da diyorlar. Çünkü yapay zeka ile İngilizce öğrenme üzerine kurulmuş bir modeli var. Cep telefonları üzerinden İngilizce konuşma ve yazma pratiği yapma fırsatı sunan ücretsiz bir mobil teknoloji olan Donut Language, ihtiyaca göre “İş İngilizcesi”, “Sosyal Yaşam” gibi başlıkların yanı sıra TOFL benzeri sınavlara hazırlık amacıyla da eğitim modellemesi içeriyor.
ODTÜ Yabancı Diller Meslek Yüksekokulu Modern Diller Bölümü Öğretim Görevlisi Jason Steinberg, bilgisayar mühendisliği bölümü öğrencisi Orçun Çevrim ve sosyoloji bölümü mezunu Başak Temel’in ortaklığında kurulan Donut Language’in en büyük özelliği ise oyun temelli yazılımla istenildiği zaman İngilizce konuşma pratiği yapılabilmesi.
Ücretsiz indiriliyor, hedef Latin Amerika
Şirketin kuruluş öyküsünü ve çalışma sistemini Kurucu Ortak Başak Temel’den dinledik. Donut Language; kullanıcının telaffuz, gramer ve kelime hatalarını yapay zekayla ölçerek 100 üzerinden puan veren bir sistem. Kullanıcının daha yüksek puan için kendisiyle yarışması amaçlanıyor. Hata yapıldığında doğrusunu gösteriyor. Uygulama özellikle telaffuzunu geliştirmek isteyenler için başarılı yapıya sahip. Başak Temel, Donut Language Game’in yedi farklı özelliği ile dünyadaki ilk ve tek, yüzde 100 yerli ve milli uygulama olduğunun altını çiziyor. Diyor ki, “Donut, iki yıl süreyle 3 bin kişilik İngilizce öğrenen grubun izlenmesiyle geliştirildi. Dilbilimcimiz Jason Steinberg, ana dili İngilizce olmayan toplumların dil öğrenirken eğilimlerini gözlemledi ve yazılımcımız Orçun Çevrim’le yazılımı geliştirdiler. Yani Türklerin dil öğrenme becerisine göre özel olarak hazırlandı.”
Haziran 2020’de tanıtılan Donut’un şu anda 14 bine yakın kullanıcısı var. Başak Temel, kullanıcılarının ortaokul öğrencisinden akademisyene kadar geniş yelpazeden olduğunu belirtiyor. “Oyunlaştırma sistemiyle dil öğreten bir sistem bu. Her oyunda sizin seviyenizi belirliyor ve yeni oyun dizisini ona göre oluşturuyor. Bu oyun paketinde konuşma, kelimeler, dil bilgisi kurallarını öğrenmeyi sağlayan bir model geliştirilmiş durumda” diyor.
GİRİŞİMCİ KADINLARA VE KOBİ'LERE İNGİLİZCE ÖĞRETECEKLER!
Başak Temel’e göre Türkiye’de İngilizce öğrenmek konusunda fırsat eşitliği sorunu var. Bu nedenle aplikasyonu bir süreliğine ücretsiz olarak konumlamışlar. Bunun dışında dil öğrenmeyi Türkiye’nin sosyal sorunlarından biri olarak gördüklerinde şu anda dezavantajlı gruplara bu hizmeti sunmak için sivil toplum kuruluşlarıyla da görüşme halinde olduklarının altını çiziyor Temel. Diyor ki, “Toplumsal projeler başlatacağız. Bu sayede kişisel gelişime destek vermeyi hedefliyoruz. Ayrıca KOBİ’lerde ciddi İngilizce sıkıntısı var. Türkiye çapında KOBİ’lere İngilizce öğretmeyi hedefleyen projeler tasarlıyoruz. Bir de girişimci kadınlara destek vermek üzere görüşmeler yürütüyoruz.” Donut’un ortaklarının hedefinde bir yıl içinde Güney Amerika’ya açılmak var. Bu bölgede toplumların İngilizce eğitiminde zorlandıklarını ifade eden Temel, “Dört yıllık planımızda Afrika, Türki Cumhuriyetler, Pakistan, Malezya gibi ülkelere açılmak bulunuyor” diyor.
Alıntı:
Bilim ve teknoloji bağımsızlık demek
ÇALIK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık’tan geçen hafta bir davet geldi:
- Malatya Turgut Özal Üniversitesi tarafından şahsıma tevdi edilen “Fahri Doktora” payesi dolayısıyla düzenlenen törene katılımınızdan memnuniyet duyacağım.
Davet cümlesinin hemen altında şu not vardı:
- Tören COVID-19 önlemlerine uygun koşullarda gerçekleşecek.
Törenin adresine baktım:
- Çalık Holding Konferans Salonu...
Önceki gün gerçekleşen tören öncesi Gölcük’te bir fabrika gezdim. Sonrasında törene yetişebileceğimi düşündüm. Ancak, Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin YouTube adresine girip töreni oradan izlemek durumunda kaldım.
Önce Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin (MTÜ) 20202021 Akademik Yılı açılış töreni gerçekleşti. Rektör Prof. Aysun Bay Karabulut, Ahmet Çalık’a “Fahri Doktora” belgesini vermek, cüppeyi giydirmek üzere Çalık Holding Konferans Salonu’ndaydı.
Akademik yıl açılışı ile fahri doktora töreni MTÜ’nün Battalgazi yerleşkesi ile İstanbul’da online olarak üniversitenin kendi sistemi üzerinden gerçekleşti. Her iki tören noktasında katılım pandemi nedeniyle oldukça sınırlı tutulmuştu.
Prof. Aysun Bay Karabulut, törende henüz 2 yaşında olan üniversiteyi anlattı:
- Kuruluşumuzun birinci yılında 1 fakültemiz, Ziraat Fakültemiz ve bağlı 2 lisans bölümü vardı. İkinci yılımızda 5 fakültemiz ve bağlı 16 bölümümüz var.
Fakülteleri sıraladı:
- Bu akademik yılımıza Tıp Fakültesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu il öğrencilerini alarak faaliyetine başladı.
COVID-19 sürecine işaret etti:
- Bu süreç bize gösterdi ki, üretebilirsen ayakta kalırsın, küresel salgınla baş edebilirsin, güvenliği sağlayabilirsin. Güvenli gıda üretemezsen halkın sağlık güvenliğini sağlayamazsın. Güvenli gıda, savunma sanayi kadar güvenlik açısından önemlidir.
Öğrencilere Ahmet Çalık’ı örnek gösterdi:
- Sayın Ahmet Çalık, sadece Malatya ve ülkemiz için değil, gönül coğrafyamızdaki gençler için de örnek bir kişilik, örnek girişimcidir.
“Fahri Doktora”nın gerekçesini paylaştı:
-İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültemiz, sayın Ahmet Çalık’a Türkiye ekonomisine ve eğitim dünyasına katkıları nedeniyle “Fahri Doktora” veriyor.
Ahmet Çalık, “Fahri Doktora” cüppesini giydikten sonra 2020-2021 akademik yılı açılış dersinde şu mesajı verdi:
- Üniversitelerin amacı eğitim olduğu kadar bilim ve teknolojiyi geliştirmektir. Bilim ve teknolojinin gelişmesi demek o ülkenin bağımsızlığı ve kalkınması demektir.
Pandemi nedeniyle büyük dönüşüm yaşandığını kaydetti:
- Önümüzdeki dönemde iş modellerinin değişeceğini, bazı sektörlerin dönüşeceğini, bazılarının çok daha fazla öne çıktığını gördük. Teknoloji ve dijitalleşmenin ön plana çıktığını somut bir şekilde anladık.
Pandemiyle yeniden gözler önüne serilen şu gerçeğin altını çizdi:
- Krize hazırlıklı olmanın ve kriz döneminde girişimciliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük.
Çalık’ın açılış dersinde verdiği mesajın şu bölümünün altını özellikle çizdim:
- Bilim ve teknolojinin gelişmesi ülkenin bağımsızlığı demektir.
Ülkemizdeki üniversitelerin kaçında bu yaklaşım söz konusu acaba?
Alıntı:
https://www.dunya.com/kose-yazisi/bilim-ve-teknoloji-bagimsizlik-demek/485331
İşsizlikle ‘kırılan yer’den başladık, meslek lisesi kültürü artık değişiyor
MİLLİ Eğitim Bakanı Prof. Ziya Selçuk ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal ile Giresun’dayız.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrencilere 500 bin tablet bilgisayar dağıtma planına 20 milyon liralık katkıda bulunan TMSF Başkanı Gülal ve Bakan Selçuk’la önce Ülper Şehir Ümit Kılıç Yatılı Bölge Okulu’na gittik.
Bakan Selçuk ve Gülal, tablet bilgisayarları okul yönetimine teslim etti, öğrencilerle buluştu. Ardından Selçuk’la sohbet ettik. Selçuk, karşısında ekonomi gazetecilerini görünce sohbete meslek liselerinden girmeyi seçti. Önce şu saptamayı yaptı:
- Demokrasiyle ilişkilendirilmemiş bir eğitim, ekonomiyle bağlantısı olmayan eğitim her zaman içe kapalı ve üretimden kopuktur. Böyle bir durumda eğitim insanların günün ihtiyacına göre donanmasının mümkün olmadığı bir alana, dönüşüyor.
Ardından konuya yaklaşımını paylaştı:
-Eğitim çağın becerilerini dikkate alan hem milli, hem evrensel eksende insan yetiştirme hedeflerini gözeten bir kurum olmalı.
Meslek liseleriyle ilgili hedefinin altını çizdi:
- Bugün meslek lisesindeki beceri setleriyle sanayinin, hizmet sektörünün ihtiyacının örtüşmesini hedef alıyoruz.
50’yi aşkın sektörle birebir toplantılar yaptıklarını belirtti:
- Sektörlere, “Neye ihtiyacınız varsa, meslek liselerinde bizim müfredatımız odur. Bizim ana hedefimiz meslek lisesi mezunuyla sizin beklediğiniz niteliklerin yüzde 100 örtüşmesi” dedik.
Meslek liselerinde bu kapının açıldığını vurguladı:
- Meslek liseleri için sektörlerin ihtiyacı olan beceri havuzu ortaya konuldu. Bunlar ders programlarına girmeye başladı. Fabrikalardaki ustabaşıların derse girmesinin önü açıldı.
Fabrikaların içine okul açılabilmesi için mevzuat düzenlemesi yapıldığını kaydetti:
- Meslek liselerinin üretim gelirinde yüzde 15 Hazine kesintisi vardı. Yüzde 1’e indirildi ve üretim patlaması yaşandı. Bu, çocukların üreterek öğrenmesine ilişkin bir yaklaşım getirdi.
Aselsan’ın ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Teknoparkı’nın içine açılan okulları örnek gösterdi:
- Bu okullar başarıda ilk yüzde 1’lik dilimden öğrenci alıyor. Bu, meslek liselerinde hiç olmamıştı.
Aselsan’daki okulun cazibesine işaret etti:
-Aselsan’daki okula giden öğrencinin geliri, bursu var. Mezuniyet sonrası üniversiteye devam etmek isterse burs desteği sürecek. Ayrıca iş önceliği de olacak.
Meslek liselerinin gözden düşmesine yol açan gelişmeyi şöyle irdeledi:
- Öğrenciye hayatın ve ilgili sektörün ihtiyacı olan eğitimi vermeyince istihdamla ilgili tıkanıklık oluşuyor. Meslek liselerinden mezun yüzbinlerce insan sürekli işsiz kalınca kültür burada kırılma yaşıyor. Meslek lisesinin “işe yaramaz” olduğu düşünülüyor.
Bu “kültür”ü dönüştürmenin yolunu anlattı:
- Meslek liselerinde “dönüşüm”ün yolu “kırıldığı” yerden başlamaktı. Mezunlarına iş önceliği, garantisi verildiğinde “kültür” birden değişiyor. O zaman yüksek puanla Atatürk Anadolu Lisesi’ne girebilecek öğrenci yönünü Aselsan Meslek Lisesi’ne çeviriyor.
Meslek liselerindeki “kırıldığı yerden başlayan kültür dönüşümü” ailelerin çocuklarına, “Emir alan değil, emir veren olmak için mutlaka üniversite bitir” tavrını değiştirmeye yeter mi?
Meslek liselerindeki “kültür dönüşümü” aileleri de kapsarsa, o zaman mezunlar “aranan eleman” olur, tüm sektörlerdeki “ara eleman” sorunu çözülür...
Otellerin içine 50 okul açtık, 200’e ulaşacak
MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, meslek liseleri konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte attıkları adımı paylaştı:
- "Otellerin içinde okul kuralım. Zaten meslek lisesi öğrencisinin çalışma alanı orası” dedik.
Şu anda bu şekilde 50 okulumuz oldu. 2 yılda "otel içi okul” sayısı 200'ü bulacak.
Ardından ekledi:
-Bunların hepsi iş öncelikli, iş garantili okullar. Ayrıca otel içi okullarda çocukların, öğretmenlerin konaklayacağı yer var. SGK desteğiyle maaş ödenmesi de söz konusu.
‘En dipteki’ 1000 okulu seçtik, çıta yükselecek
MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, imkanları dar olan okullarla ilgili bir araştırma yaptıklarını belirtti:
- Başarının en düşük, disiplin sorununun, devamsızlığın en yüksek olduğu 1000 meslek lisesi belirledik.
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer'in yürüttüğü çalışmayı anlattı:
- Belirlediğimiz 1000 meslek lisesinde bilgisayar laboratuvarı, beceri atölyeleri dahil ekosistemi düzenleme-dönüştürme çalışması başladı. Öğrencilerin becerileri ve ilgi alanlarına göre kurslar düzenlendi.
Seçimin kaç okul arasından yapıldığını sorduk, yanıtladı:
- Türkiye'de 12 bin civarında lise var. Bunların 3 bin 500-4 bini meslek lisesi. Seçimi meslek liseleri arasından yaptık.
Ardından şu noktanın altını çizdi:
- Bu, aslında 1000 okulu "demokratikleştirme” projesi aynı zamanda. O okullarda bir "fırsat adaleti” sağlanıyor.
Özel sektör ‘mesleki eğitim merkezi’ açmaya yönelmeli
MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "mesleki eğitim merkezi" konusundaki mevzuat değişikliğine dikkat çekti:
- Özel sektörün "mesleki eğitim merkezi” açabilmesini sağladık. "Mesleki eğitim merkezi” aslında "çıraklık eğitim merkezi”. Biz bu merkezlerde eğitim gören öğrenciyi "lise mezunu” kabul ediyoruz artık.
Almanya’dan örnek verdi:
- Almanya'da mesleki eğitimin yüzde 85'i özel sektörün elindedir. Bizde meslek liselerinin yüzde 5'i özel sektörün elinde.
Özel sektörün makine parkına sahip olduğunu, sürekli güncellediğini kaydetti:
- "Mesleki eğitim merkezlerine ayrıca makine parkı kuracağımıza öğrencinin eğitim alanı makinelerin bulunduğu fabrikalar olsun. Ustabaşıları da derse girsin.
İstihdama katkı karşılaştırması yaptı:
- Meslek liselerinden mezun olanların yaklaşık yüzde 10'u istihdam ediliyor. "Mesleki eğitim merkezi” mezunlarında istihdam oranı yüzde 88 ve hepsi kendi alanında.
"Mesleki eğitim merkezi-çıraklık eğitim merkezFne başvuru sayısında artış olduğunu vurguladı:
- Eskiden "Çıraklık-kalfalık” eğitimini tamamlayan çocukların ayrıca liseyi bitirmesi de söz konusuydu. Çocuklar sene kaybediyordu. Biz bu işi çözünce "mesleki eğitim merkezlerine başvuruda artış yaşandı.
TOBB’a bağlı odalar yüzlerce okulun ‘hamiliğini üstlendi
MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’yle (TOBB) ortak yaptıkları çalışmaya değindi:
- Yüzlerce meslek okulunun hamiliğini üstlendiler. Artık okulun yönetimine iş dünyası temsilcileri de yönetim kurullarına giriyor.
İhtiyaçların yönetim kurullarında belirlendiğini vurguladı:
- Ders içerikleriyle ilgili kararlar da iş dünyası temsilcileriyle birlikte alınıyor.
Meslek liselerine yönetici atamalarında yaptıkları değişikliğe işaret etti:
- Meslek liselerine sosyal bilimler alanında yöneticiler atanıyordu. Yönetici atamaları için "teknik alan” zorunluluğu getirdik.
Şu noktanın altını yeniden çizdi:
- Meslek liselerinde artık müfredat sektörlerin ihtiyaçlarına göre yapılandırılıyor.
Alıntı:
https://www.dunya.com/kose-yazisi/issizlikle-kirilan-yerden-basladik-meslek-lisesi-kulturu-artik-degisiyor/486534
Bilim temelli müfredata geçilmeli, fabrikasyon eğitimden vazgeçilsin
Yapay zeka, robotlar, konuşan akıllı makinelar… Sanayi devrimini geride bırakan dünya şimdi dijital devrimi yaşıyor. Bu konular dünyada tüm ülkelerin ilk sırasında yer alıyor. Önümüzdeki yıllarda yüzde 60’a yakın mesleğin yok olacağı artık sır değil. Bu değişimi nasıl yakalayacağız? Ülkelerin derdi bu. Geri kalmamanın temeli bilime, mühendisliğe dayanan bir eğitim sistemine dayanıyor.
Yurt dışındaki okulları ve 43 yıldır eğitim sisteminin içinde bulunması nedeniyle Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Uluslararası Eğitim Merkezi Türkiye Başkanı ve Danışma Kurulu üyesi olan Enver Yücel ile Türkiye’deki durumu konuştuk. Yücel eğitim sisteminin yenilenmesi, tornadan çıkmış gibi fabrikasyon öğrenci yetiştiren müfredatın değişmesi gerektiğini söylüyor.
> Meslektüen eğitimcisiniz. Eğitim anlayışı nasıl değişiyor?
Kurumumuz 52’inci yılında. Ben 43 yıldır kendi kurumlarımın liderliğini yapıyorum. Tabii ki geçmiş yıllarda beklenenle şimdi istenen çok farklı. Gençler kendi işlerini kurma, yeni bir şeyler ortaya koyabilme kültürüne sahip hale geliyor. Eğitimin ruhu ana yapısı değişiyor. Yıllardır bir sınıfa, bir anfiye öğrencileri toplayıp ders anlatılırken artık günümüzde böyle olmasın isteniyor. Fabrikasyon eğitimden daha terzilik anlayışına göre kişiye özel öğretimin olması bekleniyor. Çünkü çocuk farklı, dünyalar farklı.
OKULLARDA KAĞIT KALKIYOR
> Kişiye özel eğitim ne anlama geliyor?
Eğitim bir çocuğu değiştirmek için olmamalı. Çocuğun iç dünyasındaki yeteneğini, kabiliyetini, düşüncelerini ortaya çıkarabileceği bir anlayışı ortaya çıkarabilmek için olmalı. T Fabrikasyon eğitim dönemi geride kalıyor. Her bireyi ayrı bir dünya kabul etmemiz lazım. Herkesin parmak izi farklı.
> Yani tüm okullarda aynı müfredatla yapılan örgün eğitim anlayışı artık değişmeli mi diyorsunuz?
Artık öğretmenin rolünün de değişmesi lazım. Öğretmen dersi öğreten, bilgiyi transfer eden konumda iken çünkü bilgi sadece ondaydı ama bugünün çocuğu bilgileri her yerden alabiliyor. Öğretmen mentor olmalı. Dersi transfer eden değil üretim yapılmasını sağlayacak analitik düşünceye sahip, problem çözme becerisi kazanmış öğrenciler yetiştiren biri olmalı.
> Türkiye’de eğitim sisteminde bu anlayış değişiyor mu?
Sizce bir değişim talebi var mı? Türkiye son yıllarda teknolojiye önem veren çok yatırım yapan bir ülke. Fatih projesi başlatıldı. Fatih projesi zaman zaman sekteye uğramıştır. Bunun üzerine gitmeliyiz. Bazı ülkeler artık kağıdın kaldırılması için hedefler koymuş durumda. ABD 2025’te kaldıracağız diyor. Bizim de hedef koymamız lazım. İstesek de istemesek de dünya buraya doğru gidiyor. Buna göre eğitim yapımızı düzenlemeliyiz.
ÖĞRETMENİN MENTOR OLMALI
> Türkiye Pisa verilerine göre başarılı bir eğitim sistemine sahip değil. Bu konuda ne yapılmalı?
Soruna bütüncül bakmak lazım. Başarılı modellere baktığınız da örneğin Pisa’nın en başarılılarından Finlandiya’ya en önemli kavram öğretmenine verdiği değerdir. Yeni sistem gelse dahi en fazla değer verilen varlık öğretmenleridir. Öğretmensiz eğitim olmaz. Ama nasıl öğretmen. Öğretmenin bu yüzyılı iyi kavrayıp öğrencilere liderlik, anlayış ve kavramını vermesi lazım. Eğitim fakültelerinin anlayış ve kültürünün değişmesi lazım. Bu bir anda olmuyor.
> Siz öğretmenleriniz için ne yapıyorsunuz?
Öğretmenlerimize değişen günün koşullarına, yeni sistemlere göre sürekli hizmet içi eğitim veriyoruz. Öğretmen kendini bu yüzyıla uyduramaz ise öğrencinin gerisinde kalıyor. Her öğrencinin elinde tabletler var. Biz dijital sisteme geçmiş durumdayız. Öğretmenin biliyor olması lazım. Çocuklar bilgilerin transferinin ötesine geçmiştir.
> Nasıl bir eğitim sistemi olacak bu?
Müfredatların elden geçirilmesi yeni dersler konulması lazım. Teknoloji başını almış gidiyor. Mesela insansız hava araçları, siber güvenlik, yapay zeka. Bunları ortaokuldan itibaren öğrencilerin derslerine koymamız lazım. Biz fen ve teknoloji liselerine yapay zeka dersi koyduk. İnsansız hava araçları dersi koyduk. Robot dersini kolduk. Diğer derslerden çok bunlara ilgi var. Matematik, kimya coğrafya öğrenirken, bunun ne işe yaradığını da öğrenmiş oluyor. Bunun adı STEM. Bize niye türev, trigonemetri öğretiliyor derdik. Ama bunu uyguladığımızda muhteşem oluyor.
AKADEMİSYEN KAYGILI İSE ÜRETEMEZ
> Öğrenmek merak etmek, düşünmek, araştırmak demek. Bunun da ilk adımı özgür düşünce demek. Türkiye’de bu iklim var mı?
Eğitim öğretim ortamı özgür olmalı, iklimi iyi olmalı. Okul iklimi diye bir kavram vardır. Eğer öğrenci okula çok kaygılı geliyorsa öğrenemez. Eğer bir akademisyen kaygılıysa üretemez. Düşünemez. Bizim yenilikçilik ve girişimcilik kültürümüzü geliştirmemiz lazım. Bunun için yeni bir eğitim ve öğretim kültürü yaratmamız lazım. Öğrenci bazı şeylerde kısıtlanırsa rahat ifade edemezse, korkarsa o toplumda bir üretimden bahsedemeyiz.
> Yapay zeka, robotlaşma, şeylerin interneti…
Dünya çok hızlı değişiyor. Geç kalıyor muyuz? Nasıl yetişeceğiz? Yapay zeka ile her şey a’dan z’ye değişiyor. Eğitimden sağlığa kadar her sektörde kullanılabilecek bir teknoloji bu. Bununla ilgili Türkiye geri kalmamalı.
> Nasıl bir sistem?
Bu öğrenciye bir hedef veriliyor. Yaptıklarına bakıp elimizdeki verilerle değerlendirip hedefine ne kadar gidebilir, nasıl gidemez ölçmek mümkün. Neden öğrenemediği, hastalığın ne olduğu teşhis edilip tedavi edilebilecek. Hukukta dünya şimdi buna gidiyor. Yapay Zeka hukuku bu. Artık hakimler yanlış karar veremeyecek. Veri kullanımı ile oluyor bunlar. Verinin önemini kavratmamız lazım.
MEVCUT MESLEKLERİN YÜZDE 60’I OLMAYACAK
> Gelecekte bazı meslek ve sektörler yok olacak. Şimdiden başladı. Fabrikalarda artık yapay zekalı robotlar devrede.
Geleceğin mesleği veri mühendisliği. Data artık topraktan değerli hale geliyor. Bunun için eğitim öğretim yapımızın değişmesi lazım. Evet, yapay zeka meslekleri değiştiriyor, sektörleri değiştiriyor. Okula başlayan çocuk 30 yıl sonra meslek hayatına atılıyor. Yüzde 60 meslek olmayacak. Bu genci bugüne göre değil yarına göre eğitmelisiniz. Data analisti, yapay zeka teknisyenliği, uzay teknolojileri. Fabrikalar değişiyor.
>Danışma Kurulu’ndasınız. Dünyanın derdi eğitim değil mi?
Hem çeşitli yerlerde üniversitem olması, hem de eğitimi yakından takip eden bir kişi olmam nedeniyle Birleşmiş Milletler’in Danışma Kurulu üyesi oldum. İster gelişmiş olsun ister gelişmekte olan her ülke eğitimin geleceğini konuşuyor. Eğitim nasıl olmalıdır? Teknolojinin bu kadar değiştiği noktada eğitim sisteminin de değişmesi lazım. Ama ikisi aynı hızda gelişmiyor. Eğitim geriden geliyor. Eğitimin bir muhafazakar yanı var. Ama artık paradigmalar değişmeli. Bugünün dünyasına hitap etmeli. 21. Yüzyıl becerilerini ortaya çıkarıp uyumlu programlar izlenmeli.
> BM’nin üye ülkelere önerileri desteği oluyor mu?
BM’nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma hedefleri var. Bu hedefleri tüm dünyaya yaymak istiyorlar. Mesele şu. Dünyanın içinde bulunduğu problemlere çözüm bulmak. Dünyanın sorunları en başta açlık, yoksulluk. Birlikte yaşayamama kültürü, çevre ve etik değerler. Bu üç sorunu dünyanın çözebilmesi için anaokulundan başlayan eğitim sistemini düzeltmemiz lazım. Bütün dünyada BM’de de bu konular üzerinde çok duruluyor.
> Son günlerde bazı özel okullarda sorunlar yaşanıyor. Özel okul sisteminde bir sorun mu var?
Türkiye’de üniversite hariç 18 milyon öğrenci. Bu öğrencilerin yüzde 8’i özel okullarda. Çok başarılı olan devlet okulları olduğu gibi başarısız olanlar da var. Yine çok başarılı özel okullar gibi başarısız olanlar var. Benim eğitim politikalarına bakışım daha değişik. Şöyle düşünüyorum. Eğitim dünyanın en önemli işi. Eğitim bir sektör. Bu sektörün iyi ve güçlü olabilmesi için rekabetin olması lazım. Bütün eğitim sistemini elinde tutan bir devlet nasıl rekabete açacak da biz kaliteyi yakalayabileceğiz. Onun için her çocuğa fırsat eşitliği de vermemiz lazım.
ÖZEL OKULLAR ZENGİN AİLE ÇOCUKLARININ GİTTİĞİ KULÜPLER OLMAMALI
> Nasıl sağlanacak fırsat eşitliği?
Bugün en önemli sorun budur. Okullar arasındaki seviye farkı buradan kaynaklanıyor. Herkesin adilce eşitçe okuyabileceği bir ortam oluşturulmalı. Özel okullar zengin aile çocuklarının gittiği kulüpler olmamalı. Sadece devlet eliyle eğitim götüren hangi ülke kalkınmış. Kalkınamaz. Özel sektöre açmamız lazım. Özel sektör deyince kar amaçlı kuruluşlardan bahsetmiyorum. Bugün İngiltere okullarının yüzde 70-80’nini özelleştirdi. Öğrenci beş kuruş para ödemiyor.
> Mümkün mü bu?
Türkiye’de eğitim sistemine ayrılan kaynaklar ortada, Bu az da değil. Karşılığını alabiliyor muyuz, alamıyor muyuz? Bunu özele açalım başarılı olanlar devam etsin. Devlet denetim görevini görmeli. Hollanda, Almanya’da öğretmenlerin maaşlarını devlet verir. Organizasyonunu velilerle yaparsın.
> Doğa Koleji ile ortaya çıkan son yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de özel okullarımız var gelişiyorlar. Ekonomik krizle birlikte sıkıntıda olan okullarımız, velilerimiz var. Nasıl ki çok sektörde kriz sıkıntısı varsa eğitim de nasibini alanlardan. Ancak eğitim sektörü inşaat sektörüne benzemez. Hassastır. Öğrenci travma yaratacak ortamda olmamalıdır. Keza öğretmen arkadaşımız olmamalıdır. Şu gerçek de var. Özel sektör bir sıkıntıya düşmüşse de cezasını görüp kapanır. Başka yapacak bir şey yok. Eğitimin devamını sağlamaya bakmak gerekir. Yani burada eğitim sisteminden kaynaklanan problem yok ekonomik nedenlerden kaynaklanan bir problem var. ABD’ye gidin Asya’ya gidin satılan okul, üniversite vardır.
Eğitimde yol haritası
> Eğitim sisteminde çeşitli değişiklikler yapılıyor. Ama sistem çok değişmiyor. Yeterli mi bu adımlar. Sizin önerileriniz nedir?
Müfredat zaman zaman değiştiriliyor. Biz de önerilerimizi rapor halinde veriyoruz. Bakanlığa iletiyoruz. Önerilerimi şöyle toplayabilirim: Eğitim sistemimizin ölçme ve değerlendirme sistemini çok iyi kavrayıp oturtması lazım. Eğitim sisteminin içine bireysel, kişiye özgü eğitim anlayışını yerleştirilmesi lazım. Öğretmen eğitimlerine önem vermemiz lazım. Öğretmen yetiştiren kurumların eğitim fakültelerinin reorganizasyonunu yapmamız lazım. Geleceğin dünyasına BM 2030 hedeflerini müfredatlara yedirmemiz lazım.
Eğitimde kalite gitme ihtiyacını azaltır
> Herkes yurt dışında okumak istiyor. Gençlere öneriniz nedir?
Eğitim sistemimizde kalite ve olanakları arttırırsak kimse gitme ihtiyacı hissetmez. ABD’de, İngiltere’de gençlerin üniversiteden uzaklaşma eğilimi var. Türkiye’de ise üniversite hala bir umut. Ancak üniversitelerin de değişmesi lazım. Acık büfe dersler olması lazım. Dünyanın geleceği eğitimde. En iyi örnek Finlandiya. Bütün ülkeler onları örnek alıyor. Gençlere dünyanın geleceği için eğitim alanını tercih etmelerini öneririm.
Alıntı:
2 Eylül 2020 Çarşamba
Google sertifikalı eğitim programlarını başlatıyor
Korona virüs salgını nedeniyle yükselişe geçen online eğitim, belki de bundan sonra kalıcı olacak. Zira Google, 6 ayda tamamlanan ve 4 yıllık üniversite mezuniyeti ile eşdeğer gördüğü sertifikalı eğitim programlarını başlatıyor.
Üniversiteler, eğitim hayatlarımızın önemli bir parçası. Ancak eğitimin genelinde teknolojik gelişmelerin etkisi büyük. İnternetin son derece kolay kullanılabilir olması, mobilleşmesi ile popülerleşen online eğitim platformları, 2020’nin başından bu yana devam eden koronavirüs salgını nedeni ile zirve yaptı. Şimdi bu alana çok yakından tanıdığımız bir isim, iddialı bir şekilde giriş yapıyor.
Kısa bir süre önce Career Certificates (Kariyer Sertifikaları) programını duyuran Google, para kazanmak için düzenlenen “100 TL’ye 6 sertifika” sloganlı umut tacirliği de yapmayacak. Eğitim içerikleri tamamen Google tarafından, şimdilik 3 farklı mesleki alanda düzenlenecek.
-Eğitimleri tamamen Google hazırlıyor,
-Her program 6 ay sürüyor,
-Eğitim alınacak konuda herhangi bir deneyime sahip olmak şart değil,
- Mezuniyetin ardından çeşitli hibe ve burs programlarına başvurmak hakkı var,
-Kurslar Stanford profesörlerinin kurduğu online Eğitim platformu Coursera’da verilecek.
- Bütün kursların aylık ücreti sabit şekilde 49 dolar.
Ücretli bir online eğitim almak ilk etapta kulağa cazip gelmeyebilir. Ancak akademik başarının göstergesi olan üniversite diplomaları, çok daha büyük masraflar ve yıllar gerektiriyor.
Elbette Türkiye’de Boğaziçi, Galatasaray; yurt dışında Oxford, Harvard, ya da Sourbonne diplomasının yerini tutacak bir Google programından söz etmiyoruz. Ancak insanların büyük çoğunluğu, farklı nedenlerden dolayı zaten üst düzey kurumlarda eğitim alamıyorlar.
Google Küresel İlişkiler Kıdemli Başkan Vekili Kent Walker, bu programların üniversite diploması olmadan yüksek maaşlı işlerde çalışmayı mümkün kılacağını söylüyor. Hatta Google’ın gözünde bu sertifikaların 4 yıllık diplomalar ile eşdeğer olduğunun altını çiziyor. Walker’ın bu sözü, sektördeki diğer büyük işverenlere de yol gösterecek nitelikte.
Tüm eğitimlerin İngilizce olarak verilmesi, ülkemizde çoğu insan için bir artı olmayabilir, ancak bunu dil eğitiminin bir parçası olarak görmenizi tavsiye ederiz. Eğer neler söylendiğini anlayacak düzeyde İngilizceniz varsa, eğitimleri biraz ağır da olsa tamamlayabilirsiniz. Eğer İngilizce eğitimi almak isterseniz buradaki makalemize göz atabilirsiniz.
Google’ın online eğitimleri, tamamen sektördeki en popüler ve en çok ihtiyaç duyulan mesleklere yönelik olacak. Veri bilimi, proje yönetimi ve deneyim tasarımları en önemli başlıklar arasında. Üstelik Google, kurs duyurusunda bu mesleklerin ortalama yıllık kazançlarını da açıkladı.
Veri analisti:
Veri işleme, görselleştirme, analiz
Yıllık ortalama kazanç (ABD): 66 bin dolar
Proje yöneticisi:
Maksimum kalite yönetimi ve değer katma değer üretimi
Yıllık ortalama kazanç (ABD): 93 bin dolar
UX tasarımcısı:
Kullanıcı deneyimi tasarımlarının temelleri
Yıllık ortalama kazanç (ABD): 75 bin dolar
Bilişim Teknolojileri (IT) destek uzmanı (BAŞLADI):
Bilişim sistem sorunlarının çözümü, güvenlik, sistem yönetimi
Yıllık ortalama kazanç (ABD): 54 bin dolar
Yukarıdaki eğitimlerden şimdilik sadece BT Destek Uzmanı kursu aktif ve Coursera üzerinden kurs sayfasına girdiğinizda 7 gün ücretsiz, ardından aylık 49 dolara satın alabiliyorsunuz. Google’ın açıklamalarına göre bu kursu tamamlayanların %80’i, 6 ay içerisinde yeni bir iş buldular, mevcut işlerinde zam aldılar ya da yeni bir iş kurdular.
Google Career Certificate ve benzeri pek çok platformun olduğu internet ortamında, eğitime ulaşmak ve istediğiniz alanda kendinizi geliştirmek hiç zor değil. Yeterince uzman olduğunuz bir alanda dünyanın en büyük şirketleri ile evden çalışmanız bile mümkün.
29 Ağustos 2020 Cumartesi
GoldMaster'dan 'pandemiye özel' iki yurt
GoldMaster markasının yaratıcısı Kale Elektronik, Kampüs 34 adıyla erkekler ve kızlar için iki ayrı yurt açtı. İlk kez bu yıl öğrenci kabul edecek olan yurtlar, pandemiye özel olarak kalmadıkları aylar için öğrencilerden ücret almayacak.
28 Ağustos 2020 Cuma
Mühendislik gözden düşüyor mu?
Geçtiğimiz günlerde açıklanan üniversite sınavlarının yerleştirme sonuçlarında 18 üniversitede 21 mühendislik bölümünün hiç tercih edilmediği ortaya çıktı.
Gelişen teknoloji çağında beynelmilel bir meslek sayılan ve gelişmiş ekonomilerde eğitimine aırlık verilen mühendislik artık Türkiye'de çok tercih edilmiyor mu?
Geçtiğimiz günlerde açıklanan üniversite sınavı tercih sonuçlarına göre Türkiye'de hiç kimsenin okumayı tercih etmediği 21 mühendislik bölümü olduğu ortaya çıktı. 18 devlet üniversitesinin 21 mühendislik bölümü boş kaldı.
Bir dönemin gözde bölümleri olan makine ve inşaat mühendisliğinin de bu bölümler içersinde olması dikkat çekti.
19 Haziran 2020 Cuma
Öğrencilerin karneleri e-okul üzerinden erişime açıldı
3 tip yeni üniversite modeli geliyor
14 Mayıs 2020 Perşembe
500 bin öğretmene uzaktan eğitim için başvuru açıldı
7 Mayıs 2020 Perşembe
Uzaktan eğitimde rekor kırıldı
17 Ocak 2020 Cuma
Doğa Koleji'nde öğretmen maaşları ödendi
Rektör Karaca, Doğa Koleji'nin devir işlemlerine ilişkin, "Doğa Koleji ile ilgili devir işlemleri tamamlandı. Öğretmen ve personelimizin maaş ödemeleri yapıldı." dedi.
Karaca yaptığı açıklamada, "Sözlerime, ülkemizin geleceği çocuklarımız için elimizi taşın altında koymaktan geri durmadığımızı belirterek başlamak istiyorum." ifadelerini kullandı.
Öncelikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güveni ile karşılaştıklarını dile getiren Karaca, "Cumhurbaşkanımızın 'çalışın, bu sorunu çözün' talimatına uyarak hızla harekete geçtik. Bu süreçte Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak çözüm sürecini hızlandırmak için büyük gayret gösterdi. Sorunun çözümü için bizzat sürecin içerisinde oldu. Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk hocam da keza elinden gelen tüm desteği gösterdi." diye konuştu.
Doğa Koleji'nin mali sorunlarının yaklaşık 6 aydır ülke gündeminde haklı ve büyük bir yer tuttuğuna işaret eden Karaca, "Doğa Okulları İTÜ uhdesine geçmiştir. Tüm Doğalılar tatile gönül ferahlığı ile giriyor. Maaşlar yatmaya başladı. Hepimize hayırlı olsun." dedi.
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Böylesine büyük, başarıyla markalaşmış bir okulun mali sıkıntılarla gündeme gelerek, çocuklarımızın geleceğinde büyük pay sahibi olan öğretmenlerimize maaşlarını ödeyememesi tüm Türkiye'yi olduğu gibi bizleri de derinden sarsmıştır. Ekibimle konuyu incelediğimizde bu yarayı sarabileceğimizi, öğretmenlerimizin, personelimizin sıkıntılarını gidererek çocuklarımızın eğitiminde söz sahibi olabileceğimizi gördük. Şunu söylemeliyim, İstanbul Teknik Üniversitesi misyonuyla çeyrek asırlık bilgi ve birikimiyle bu topraklarda güçlü kurumları gelecek nesillere aktaracak tecrübeye sahiptir. Bu misyondan hareketle Doğa Koleji sorununu çözmek için elimizden ne geliyorsa yapmaya karar verdik ve hızlıca aksiyon aldık. Bu süreçte herkes evlatlarımızın geleceğini düşündü, herkes bunun için çaba sarf etti. Bu çaba içerisinde yer alanlara şahsım ve İTÜ ailesi olarak şükranlarımızı sunuyorum. Ayrıca öğretmenlerimize ve velilerimize bu süreçte gösterdikleri sabır ve dayanışma için de teşekkür ediyorum. Artık öğretmenlerimizin çocukların eğitimiyle çocuklarımızın dersleriyle ilgilenmelerinin vaktidir. El ele vererek, huzurlu bir sürecin kapılarını araladığımızın müjdesini vermek istiyorum."
"Artık Doğa Koleji çocuklarımızın başarılarıyla gündemde olacak"
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Doğa Koleji'nin borçlu olduğu grupların, bankalar, Doğa Koleji mensupları ve tedarikçiler olarak sıralanabileceğini dile getirerek, şöyle devam etti:
"Bu borçların analizi uzmanlar tarafından yapıldı. Ancak bu aşama, devir sürecinin sadece birinci basamağıydı. İTÜ'de 7 yıldır okullarımızın yönetim kurulu başkanlığını yapan, ülkemizin dijital dönüşümüne katkıda bulunmak için çeşitli kademelerde görev alan ve aynı zamanda bir İTÜ mezunu olan Serhat Özeren'in, Doğa Koleji'nin yönetimine getirilmesini sağladık. Son bir aydır, gece gündüz demeden Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın bakanlarımız Berat Albayrak ve Ziya Selçuk olmak üzere büyük bir gayretle çalıştığımız konuyu çözüme kavuşturmuş bulunuyoruz. Bundan sonra Doğa Koleji'nin kamuoyunda, çocuklarımızın, öğretmenlerimizin başarıları ile gündem olacağının garantisini vermek isterim."
İTÜ'nün güçlü yapısı için çalışmalarını sürdüreceklerine işaret eden Karaca, "Bugüne kadar ne yaptıysak ülkemizin geleceğine fayda sağlamak, gelecek nesillere bilgi ve birikimimizi aktarmak için yaptık. Bundan sonra da farklı olmayacak. Doğa Koleji sürecinde desteğini esirgemeyen siz değerli basın mensupları olmak üzere, velilerimize, öğretmenlerimize, çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Öğretmenlerimiz, velilerimiz ve öğrencilerimiz gönlünü ferah tutsun, Türkiye'nin en önemli eğitim kurumlarından biri olan İTÜ'nün tecrübesiyle herkesin rahat bir nefes almasını sağlayacağız. Bu sürecin herkese hayırlı uğurlu olmasını diliyorum." dedi.
