30 Aralık 2020 Çarşamba

ÖSYM'den dil sınavları için yerli yazılım atılımı

 ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Aygün, "Yerli yazılımla dört beceriyi ölçen dil sınavı yapmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda uzmanlarımız tarafından yerli yazılım çalışmalarına da başladık." dedi.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün, Ankara, İstanbul ve İzmir'in ardından dördüncü e-sınav merkezinin Adana'da hizmete açılacağını bildirdi. 

Aygün, ÖSYM'de son 2 yılda yapılan yenilikler ve iyileştirme çalışmaları ile 2021'de merkezin planlamalarına ilişkin açıklama yaptı.

İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça ve Rusça dillerinde uygulanan elektronik sınavlara 2019'da Farsça, 2020'de Bulgarca, İspanyolca, İtalyanca ve Yunanca dillerinin de eklendiğini belirten Aygün, "Toplamda 10 farklı yabancı dilde elektronik sınavlar gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda 2020 yılında 13 adet e-sınav gerçekleştirildi ve bu sınavlara 33 bin 935 aday katıldı." bilgisini verdi. 

Adana e-sınav merkezi 2021'de hizmete açılacak

Halis Aygün, ÖSYM Başkanlığınca Ankara, İstanbul ve İzmir'in ardından dördüncü e-sınav merkezi olacak Adana e-sınav merkezi için Çukurova Üniversitesi ile protokol imzalandığını belirterek, "Ankara, İstanbul ve İzmir'de hizmet veren e-sınav merkezlerini, ulaşılabilirliği kolaylaştırmak amacıyla, ülkemizin diğer bölgelerine de yayma planı çerçevesinde Adana e-sınav merkezi yapımı çalışmaları devam etmekte olup 2021 yılında hizmete girmesi planlanmaktadır." dedi.

Yabancı dilde yeni sınav hazırlığı

Aygün, Türkiye'de uygulanan dört beceride dil sınavlarının yazılımları ve uygulamalarının yabancı menşeili olduğuna dikkati çekti. 

ÖSYM Başkanlığı olarak yerli yazılımla dört beceriyi ölçen dil sınavı yapmayı hedeflediklerini bildiren Aygün, "Bu kapsamda uzmanlarımız tarafından yerli yazılım çalışmalarına da başladık." bilgisini paylaştı.  

Adaylar için sınavlarda çeşitli kolaylıklar getirdiklerini ifade eden Aygün, tüm sınavlarda 2018'e kadar yasak olan ulaşım kartı, ev anahtarı, metal para, tel toka, piercing, başörtüsü için kullanılan her türlü toplu iğnenin serbest olduğunu ifade eden Aygün, ayrıca, 2018'e kadar sadece YKS ve KPSS sınavlarında uygulanan nöbetçi nüfus müdürlüğü uygulamasının, kimliğini kaybeden adayların mağduriyetini önlemek için 2019 yılından itibaren tüm basılı sınavları kapsayacak şekilde genişletildiğini hatırlattı. 

MEB-EKYS ilk defa uygulandı 

Aygün, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullara müdür ve müdür yardımcısı seçmek için ilk kez Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme Sınavı'nın ÖSYM tarafından 2019'dan itibaren uygulanmaya başlandığını ifade etti. 

YÖKDİL Sınavı, ÖSYM tarafından yapılmaya başlandı

Halis Aygün, daha önce Yükseköğretim Kurulu (YÖK) koordinasyonunda Anadolu Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi tarafından düzenlenen alana özgü yabancı dil sınavı YÖKDİL'in, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Arapça dillerinde 2019'dan itibaren ÖSYM tarafından uygulanmaya başlandığını dile getirdi.

ÖSYM'nin mobil uygulamaları 

ÖSYM tarafından geliştirilen iki yeni mobil uygulamanın adayların ve sınav görevlilerinin kullanımına sunulduğunu dile getiren Aygün, Mobil Aday İşlemleri Sistemi (ÖSYM-AİS) ve ÖSYM Mobil Görevli İşlemleri Sistemi'nin (ÖSYM-GİS) Google Play Store ve Apple App Store'da erişime açıldığını ifade etti. 

ÖSYM mobil uygulamalarına e-Devlet şifresiyle erişim kolaylığı sağlandığını da aktaran Aygün, "Bu yenilikle artık ÖSYM'nin uyguladığı sınavlara başvurmak isteyen ve daha önce AİS'de kaydı olmayan T.C. Kimlik Kartı'na sahip adaylar, başvuru merkezlerine gitmeden ÖSYM Aday İşlemleri Sistemine kendileri online kayıt yaptırabilecekler ve sınavlara başvuru yapabilecekler." değerlendirmesini yaptı. 

Ücretli öğretmenlere sınav görevi

ÖSYM sınavlarında görev almak isteyen öğretmenlere ve akademisyenlere de büyük kolaylıklar sağlandığını kaydeden Aygün, şöyle devam etti:

"ÖSYM tarafından düzenlenen sınavlarda görev almak isteyen TC kimlik kartı olan öğretmenler ile akademisyenlerin artık kurumlarına gitmeden gis.osym.gov.tr internet adresinde ve ÖSYM-GİS Mobil uygulamasında bulunan "E-Devlet ile Kayıt Ol" seçeneğiyle Görevli İşlemleri Sistemi'ne kayıt olabilmesi kolaylığı sağlandı. Ayrıca bu kapsamda 2020 yılında okullarda görevli ücretli öğretmenlere de sınavlarda görev verilmeye başlandı."

Yaklaşık 2,5 milyon adayın girdiği 2020-YKS salgın sürecinde başarılı bir şekilde uygulandı

Halis Aygün, 2 milyon 424 bin 718 aday ile ülkede en fazla sayıda adayın katıldığı sınav olan 2020 Yükseköğretim Kurumları Sınavının (2020-YKS), Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Kovid-19 Bilimsel Danışma Kurulu tarafından hazırlanan "Kovid-19 kapsamında Ulusal Sınavlarda Alınması Gereken Önlemler" başlıklı rehber doğrultusunda, 188 sınav merkezinde sorunsuz bir şekilde başarıyla gerçekleştirildiğini kaydetti. 

2020-YKS'nin yapıldığı hafta sonu 81 ilde sokağa çıkma kısıtlaması uygulandığını hatırlatan Aygün, böylelikle adayların rahat ve güvenli bir şekilde sınava girdiklerini vurguladı. 

Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle atandıkları sınav merkezinin bulunduğu ilden farklı bir ilde ikamet etmek zorunda kalan ve bu nedenle sınav merkezi değişikliği yapmak isteyen adayların taleplerini de dikkate alan bir çalışma yürüttüklerine işaret eden Aygün, "Bu kapsamda YKS'ye başvuru yapan 29 bin 603 adayımızın sınav yerleri, talepleri doğrultusunda değiştirildi. Aynı durumdaki 6 bin 250 MSÜ adayının da sınav merkezi değişiklik talepleri yerine getirildi." diye konuştu. 

Salgın dönemi sınav uygulama rehberi hazırlandı

ÖSYM Başkanı Aygün, salgın sürecinde sınavların Kovid-19 Bilimsel Danışma Kurulunca hazırlanan "Kovid-19 Kapsamında Ulusal Sınavlarda Alınması Gereken Önlemler" başlıklı rehber doğrultusunda  tedbirler alınarak gerçekleştirildiğini belirtti. 

Aygün, sınavlarda yeni tip koronavirüs salgınına karşı koruyucu tedbirleri şöyle sıraladı:

"Geliştirilen yazılımla sınav merkezlerindeki fiziki alanların uygunluğu çerçevesinde, sosyal mesafe gözetilerek binalara ve salonlara seyrek aday ataması yapıldı. Sınav binalarının ve salonlarının sınavdan önce detaylı temizliği yapıldı ve dezenfekte edildi. Koronavirüs önlemleri kapsamında adaylara sınav binası girişlerinde görevlilerce maske ve dezenfektan dağıtıldı, isteyen adaylar, kendileri de dezenfektanlarını yanlarında getirebildiler. Sınav görevlilerine maske ve dezenfektan ile lateks eldiven de dağıtıldı. Adaylar ve görevliler, kendi maskelerini ve siperliklerini de kullanabildiler. Yığılmayı önlemek ve sosyal mesafeyi korumak için adaylar ve sınav görevlileri dışında hiç kimse okul bahçelerine alınmadı. Adaylar, sınav binalarına girişte ve sınav bitiminde binadan çıkışta sosyal mesafenin korunması için sınav görevlilerince yönlendirildi."

Halis Aygün, "Bugüne kadar yapılan sınavlarda, adaylara ve görevlilere yaklaşık 13 milyon maske, 13 milyon dezenfektan mendil, 1 milyon 800 bin çift eldiven, 69 bin 1 litrelik el dezenfektanı, 42 bin yüz koruyucu siperlik ve 34 bin koruyucu önlük verildi." bilgisini de paylaştı. 

Adaylar ve sınav görevlileri için HES kodu zorunluluğu

Sağlık Bakanlığı ile yapılan iş birliği sonucu, sınava başvuran adayların ve sınav görevlilerinin takiplerinin ve kontrollerinin HES kodlarından yapıldığını hatırlatan Aygün, "HES kodları kullanılarak Kovid-19 tanılı veya Kovid-19 temaslı olduğu belirlenen adaylar, gerekli sağlık ve güvenlik tedbirleri alınarak ayrı salonlarda sınava alınmakta ve bu durumda olan adaylar SMS ile sınavdan önce bilgilendirilmektedir. Bu salonlarda görev alan görevlilere ayrıca yüz koruyucu siperlik ve tek kullanımlık koruyucu önlük verilmektedir." ifadelerini kullandı. 

ÖSYM sınav başvurularında fotoğraf güncellemesini dijital ortama taşıdı

Aday İşlemleri Sistemi AİS'de geliştiren yeni düzenleme ile TC kimlik kartı (Yeni Kimlik Kartı) olan/edinen adayların başvuru merkezlerine gitmeden ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS) üzerinden fotoğraflarını güncelleyebildiklerini belirten Aygün, bu yeni uygulamanın özellikle salgın döneminde adaylara çok kolaylık sağladığını vurguladı.

KPSS-ÖABT 81 ilde, KPSS-Alan Bilgisi 30 ilde uygulanmaya başlandı

Aygün, önceki yıllarda 17 ilde uygulanan KPSS-ÖABT'nin, bu yıl aday sayıları ve salgın dikkate alınarak 81 ilde uygulanmaya başlandığını belirterek, "Daha önce 17 ilde uygulanan KPSS-Alan Bilgisi 30 ilde uygulanmaya başlandı. Ayrıca, sadece Ankara'da uygulanan Adalet Bakanlığı sınavları ile İçişleri Bakanlığı Kaymakamlık sınavları bu yıl pandemi sürecinde 15 ilde gerçekleştirildi." bilgisini verdi. 

"2020'de 44 bin şehit ve gazi yakınına ücretsiz hizmet verildi"

ÖSYM'nin sınavlarına başvuruda bulunan gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocuklarından sınav ücreti, başvuru hizmet ücreti ve yerleştirme ücreti alınmaması kararını 2019 yılından itibaren uygulamaya koyduklarını belirten Aygün, "2019'da 25 bin 761, 2020'de 44 bin 700 şehit ve gazi yakınına ÖSYM sınavlarında ücretsiz hizmet verilmiştir." dedi.

Verilere göre çalışanların uzaktan eğitime ilgisi artarak sürecek

 Pandemi döneminde uzaktan eğitimin önemi ve sağladığı avantajların farkına varıldı. Enocta CEO’su Ahmet Hançer, sanal sınıf oturum sayılarında 6 kat artış yaşandığını, 2021 yılında da ilginin artarak süreceğini belirtti.

Çalışanlar, yaklaşık 10 aydır süren ve halen devam eden pandemi döneminde uzaktan eğitimin önemini yeniden kavradı. Ofislerin kapanması, evden çalışmanın zorunlu hale gelmesi, eğitimlerin dijital ortama taşınması gibi gelişmelere, online eğitimin avantajları da eklenince, bu eğitim yöntemine gösterilen ilgi de çok yüksek seviyelere ulaştı. Enocta CEO’su Ahmet Hançer, 2020 yılında, çalışanlar tarafından alınan dijital eğitim sayısı, canlı sanal sınıflarda oturum sayısı ve mobil cihazlardan uzaktan eğitime erişim gibi başlıklarda 6 kata varan artışın olduğunu belirtti.


2021’DE İLGİ DEVAM EDECEK


Ahmet Hançer, uzaktan eğitimin okullar, kurumlar ve gelişime açık bireyler için yenilikçi, vazgeçilmez ve verimli bir öğrenme yöntemi olarak kabul gördüğünü belirterek, 2021 yılında ve sonrasında da bu eğitim yönteminin kullanımının artarak devam edeceğini belirtti.


6 KAT ARTIŞ


Enocta’nın verilerine göre bu döneminde, farklı başlıklarda kurum çalışanlarının uzaktan eğitimi kullanma alışkanlıklarında önemli değişiklikler kaydedildi.


• Sisteme toplam giriş, hafta içi yüzde 40, hafta sonu ise yüzde yüzde 45 oranında arttı.


• Sanal sınıf toplam oturum sayısı da hızlı artış gösteren bir başka başlık oldu. Çoklu interaktif eğitimin alındığı sanal sınıflarda oturum sayısı geçen yıla oranla 6 kat artış gösterdi.


• Pandemi öncesi dönemde sisteme yoğunlukla sabah saatlerinde girilirken, Pandemi döneminde bu yoğunluk akşam saatlerine de yayılarak artış gösterdi. Enocta Gelişim Kataloğu içerikleri bir milyona yakın son kullanıcıNIn değerlendirmesi ile 5’li skalada 4,4 ortalama başarı elde etti.


Hançer, 2021 yılına ilişkin öngörülerini şu şekilde özetledi:


"Önümüzdeki dönemde, iş hayatında en çok konuşacağımız konu yetenek açığı ve becerilerin geliştirilmesi olacak. Bireylerin, şirketlerin ve hatta toplumun sürekli değişen koşullara, yarın bizi bekleyen belirsizliğe hazırlıklı olması ve belirsizlikle baş edebilmesi ancak sürekli öğrenmekle, sürekli yeni beceriler edinmekle mümkündür. Bugün beceri, yaşamsal olarak geçerli bir akçedir. Beceriyi kazanmak için her an, her yerden ve sürekli öğrenmek vazgeçilmezdir.


Dijitalleşen eğitimin avantajlarıyla, milyonlarca insana ulaşmak ve insanlara gereken yeni becerileri kazandırmak 2021’de temel hedefimiz olacak. Yapay zeka ve “Makine Öğrenmesi” alanına daha çok yatırım yapacak ve yeniliklerimizi devreye alacağız. Uzaktan çalışan ekiplerin birlikte öğrenmesi konusunda yeni teknolojiler geliştireceğiz.


Yeni dünyada önemi artan işbirliği, kritik düşünme, veri okuryazarlığı, dijital okuryazarlık, iletişim, takım çalışması, problem çözme ve inovasyon becerileri konularında daha çok eğitim ve gelişim yolculuğu sunacağız. Eğitimlerin eğlenceli, akılda kalıcı ve etkin olması için yenilikçi içerik tipleri ve farklı öğrenme yöntemleri için araştırma ve geliştirme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu doğrultuda, ilk AR (Augumented Reality) içerikli gelişim yolculuğumuz da yakında kullanıma sunulacak."


150 YENİ EĞİTİM


Bu zorlu süreçte Enocta, tüm paydaşlarının kolaylıkla erişip, kullanabileceği, dönemin ihtiyaçlarına yönelik şu çalışmaları yaptı:


Kovid-19 salgınının zorunlu kıldığı yeni düzen farklı eğitim içeriklerine duyulan ihtiyacı da beraberinde getirdi. Kurumlar çalışanları için evde verimli ve güvenli çalışma, sanal toplantılarda verim elde etme, uzaktan ekip yönetimi ve uzaktan çalışırken takım olma gibi iş hayatıyla ilgili online eğitimler sunmaya başladı. Bu doğrultuda da Enocta, yaklaşık 150 yeni eğitim ile “Enocta Gelişim Kataloğu’nu zenginleştirerek; liderlik, yetkinlik, yeni dünya becerilerinin yanı sıra sağlık ve psikolojiye odaklanan eğitimler de tasarladı.


Sağlıklı ve üretken işgücünün sürekliliğinin sağlanması için çok sayıda ücretsiz eğitim de sunarak bu zorlu süreçte kurumlara ve çalışanlarına desteğe devam etti. Eğitimde fırsat eşitliği misyonu ile birçok sosyal sorumluluk projesinde yer aldı. 44 adet webinarla binlerce kişiye ücretsiz gelişim imkanı sağlayarak, alanında uzman kişileri ve deneyimini paylaşmak isteyen kurumları buluşturdu ve trend konu başlıkları hakkında sohbetler düzenledi.


5 Aralık 2020 Cumartesi

Türkiye, yüksek öğretimde dünyada ilk 10'da

 Türkiye, 2018 yılında yükseköğretimde sahip olduğu uluslararası öğrenci sayısıyla dünyada bu alanda ilk 10 ülke arasına girdi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünce (UNESCO) bir süre önce yayımlanan 2018 yılı verilerine göre, 125 bin 138 öğrenci sayısı ile yükseköğretimde dünyada en çok uluslararası öğrenciye sahip 10'uncu ülke oldu.

Dünyada toplam 5 milyon 571 bin 402 uluslararası öğrenciden 987 bin 314'ü Amerika'daki yükseköğretim kurumlarında öğrenim görüyor.

Amerika'yı sırasıyla 452 bin 79 öğrenci ile İngiltere, 444 bin 514 öğrenci ile Avustralya izledi.

UNESCO'nun 2018 verilerine göre, dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ilk 10 ülke şöyle:

ABD 987.314
İngiltere 452.079
Avustralya 444.514
Almanya 311.738
Rusya 262.416
Fransa 229.623
Kanada 224.548
Japonya 182.748
Çin 178.271
Türkiye 125.138
2021 hedefi 220 bin öğrenci

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, uluslararası öğrenci sayısının son 5 yılda çok büyük bir artış gösterdiğini söyledi.

"Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer almayı hedef olarak belirleyen Türkiye, bu hedefine ilk olarak yükseköğretim alanında ulaştı. 2014 yılında 48 bin 183 olan ülkemizdeki uluslararası öğrenci sayısı 2018'de 2,5 katı artarak 125 bin 138'e yükseldi ve Türkiye dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ilk 10 ülke arasında yer aldı."

2014 yılında toplam 4 milyon 495 bin 697 uluslararası öğrencinin yüzde 1,07'si Türkiye'de eğitim görürken, 2018'de bu oranın yüzde 2,24'e yükseldiğini anlatan Saraç, şu bilgileri verdi:

"UNESCO'nun yükseköğretim alanındaki verileri 2-3 yıl geriden geliyor. 2018 yılı verileri yeni açıklandı. Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda yükselişini sürdürerek ilk 10 ülke içinde daha da üst basamaklara çıkacağını göreceğimize inanıyoruz. Çünkü 2019'da 154 bin 505 olan ülkemizdeki uluslararası öğrenci sayısı bugün itibarıyla 200 bini aşmış bulunmaktadır. 2021 yılında ise bu rakamın pandemi koşullarına rağmen, aldığımız çeşitli kararlar, düzenlediğimiz sanal fuarlar, diğer tanıtım faaliyetleri ve en önemlisi iyi bir ekip çalışmasıyla 220 bini geçmesini hedefliyoruz."

30 Kasım 2020 Pazartesi

Almanya’da eğitimini gördüğü alanda çalışan yüksek ücret alabiliyor

 MESLEKİ eğitimden sorumlu Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, mesleki eğitimde iki yılda gerçekleşen dönüşümü kitaplaştırdı:


● Mesleki Eğitimde Paradigma Değişimi: Türkiye’nin Mesleki Eğitim İle İmtihanı


Mahmut Özer’le kitabını ve içeriğini oluşturan mesleki eğitimi konuştuk. Türkiye’de mesleki eğitimin “günah keçisi” gösterildiğini belirtip sürdürdü:


- Mesleki eğitim ana sorun alanlarından biri. İki sorun alanı daha var. Birincisi işgücü piyasası, diğeri de yükseköğretim. İkisi de mesleki eğitimi doğrudan etkiliyor.


Öncelikle işgücü piyasası ile ilişkilerin güçlü olması gerektiğini vurguladı:


-Bakanlık olarak son iki yılda ciddi adımlar attık. Artık kurduğumuz ilişki müfredat güncellemekten öğretmen eğitimine, başarılı öğrenciye burstan işletmelerde beceri eğitimi ve istihdamda önceliğe kadar tüm aşamaları kapsıyor.


Atılan adımları biraz daha açtı:


- Mesleki ve teknik Anadolu liseleri ve mesleki eğitim merkezlerinde müfredatı sektörlerin temsilcileri ile birlikte güncelledik, meslek standartları ile uyumlu hale getirdik.


İşbirliği oluşturdukları kurumları sıraladı:


- Savunma Sanayi Başkanlığı, TOBB, İSO, İTO, ASO, ATO, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı.


2 yılda mesleki eğitimi tercih eden öğrenci sayısının yüzde 62 arttığını kaydetti:


- Ayrıca, merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullarımızın taban puanları yükseldi. İlk kez yüzde 1’lik başarı diliminden öğrenci alan okullarımızın sayısı arttı. Mesleki eğitim öğrencilerin zorla gittikleri liseden tercihe evrilmeye başladı.


Bu noktada öğretmenlerin eğitimi üzerinde durdu:


- 2013 yılında 2 bin 500 öğretmenimiz eğitimden yararlanmışken son iki yılda sayı 43 bine ulaştı. Öğrencilere sağlanan burs miktarı da 6 kat arttı.


Mezunların işgücü piyasasına geçişlerinde ciddi sorunlar olduğunun altını çizdi:


- Mezunların eğitim aldıkları alanların dışında istihdam oranının yüksekliği en önemli sorun. Bu sorun, işgücü piyasasında beceri uyumsuzluğunu artırıyor. Böylece maliyeti yüksek olan mesleki eğitime yatırımın verimliliği de düşüyor.


Yaptırdıkları araştırmadan çıkan sonuçları paylaştı:


- En önemli sorun, eğitim alınan alanda yeterli istihdam imkanının olmaması. Mezunlar eğitim aldıkları alanda iş bulamayınca diğer alanlara yöneliyor.


Araştırmada yer alan ücret konusuna dikkat çekti:


- Eğitimle ilişkili alanlarda çalışıldığında ücret farklılığı yok. Mezunların bu nedenle eğitim aldıkları alanların dışında istihdamı tercih ettikleri anlaşıldı.


Almanya’yı örnek gösterdi:


-Almanya, mesleki eğitimde örnek gösterilen bir ülke. Almanya’da meslek okulu mezunları, eğitim aldıkları alanlarda çalıştıklarında daha fazla ücret alıyor. Bu durumda mezunlar alanlarında istihdama yöneliyor.


Özellikle yineledi:


- Bizde bu yok…


Bakanlık mesleki eğitim konusunda önemli adımlar attı, iş dünyası örgütleri de işin içine girdi.


“Ara eleman”ı “aranan eleman”a dönüştürmek için işverenlerin elini cebine atması gerekmez mi?


Yeni mezun nasıl deneyim kazanabilecek?


MİLLİ Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, kitabıyla ilgili sohbetimizde “deneyimli eleman” takıntısına işaret etti:


- Yaptırdığımız araştırmada meslek okulu mezunlarını alan dışı çalışmaya yönelten önemli bir nedenin de işverenlerin “deneyimli eleman” ısrarı olduğu görüldü.


Ardından sordu:


- Bu durumda yeni mezun nasıl deneyimli hale gelecek?


Yanıtını araştırma sonucundan verdi:


- “Deneyimli eleman”da ısrar eden işveren tutumu, meslek okulu mezununu alan dışı istihdama yöneltiyor.


Mesleki eğitimin haritasını çıkardık


MİLLİ Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, geçen yıl yaptıkları bir çalışmaya işaret etti:


- Tüm il ve ilçeleri kapsayan “mesleki eğitim haritası”nı çıkardık.


Çalışmanın amacını paylaştı:


- Amaç, okulların çevresinde eğitim verilen alanlarla ilgili sektörlerin olup olmadığını, varsa ilişkinin boyutunu görmek ve eğitimi sektör kümeleri ile eşleştirmekti.


Araştırmadan çıkan bulguya dikkat çekti:


- Birçok yerde eğitim verdiğimiz alanla ilgili sektör yokken, bazı yerlerde de güçlü sektörler olmasına rağmen o sektörlerle ilişkili alanlarda eğitim veremediğimizi gördük.


Bunun üzerine harekete geçtiklerini belirtti:


- Mesleki eğitimi tüm il ve ilçelerimizde çıkan haritaya göre yeniden yapılandırıyoruz.


İşveren ücreti yükseltip aranan elemanı bulsun


MİLLİ Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, işverenlere mesleki eğitimin güçlenmesi için çağrı yaptı:


- Ücret yükseltildiğinde aranan eleman bulunur.


Meslek lisesi mezunu çalıştırmaya dönük teşviki anımsattı:


- İşletmeler, meslek lisesi mezunu istihdam ettiğinde 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 10’uncu maddesi gereği 36 ay süreyle SGK işveren primi ödemiyor.


Bu düzenlemeye şöyle bir ek yapılabileceğini belirtti:


- Meslek lisesi mezunları için eğitim aldıkları alanda çalışmaları durumunda işveren için olduğu gibi 36 ay veya daha uzun süre işçi sigorta priminden muaf olacak şekilde bir teşvik düzenlemesi yapılabilir.


Mesleki eğitim merkezi öğrencisine ücret, İşsizlik Fonu’ndan verilecek


MİLLİ Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, Mesleki Eğitim Merkezlerine dikkat çekti:


- Bu merkezlerde çıraklık-kalfalık-ustalık eğitimi veriliyor. Öğrenciler haftada bir gün bu merkezlerde eğitim görüyor, diğer günler işletmelerde eğitim alıyor.


Tüm öğrencilerin 4 yıl boyunca asgari ücretin 3’te biri kadar ücret aldığını vurguladı:


- Bu merkezlerden mezun olanların eğitim aldıkları alanlarda istihdam oranı yüzde 88. Eğitim gördükleri işletmelerde istihdam oranı ise yüzde 75.


Bu modeli iki adımla güçlendirdiklerini kaydetti:


- Mesleki Eğitim Merkezine devam eden öğrenciye lise diploması alabilmesini yolunu açtık. Ayrıca özel sektörün Mesleki Eğitim Merkezi kurabilmesinin önünü açtık.


Modelin cazibesini daha da artırmak için yapılacak düzenlemeyi paylaştı:


- Mesleki Eğitim Merkezi öğrencilerine verilen ücretin tamamının İşsizlik Fonu’ndan karşılanması öngörülüyor.


Vahap Munyar

https://www.dunya.com/kose-yazisi/almanyada-egitimini-gordugu-alanda-calisan-yuksek-ucret-alabiliyor/601600



19 Kasım 2020 Perşembe

Türkiye’de 18 milyon kişi Khan Academy’de 200 milyon ders gördü

 STFA Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Alp Yalçın Taşkent aradı, söze uzaktan eğitimden girdi:


-Dünyada pandemiden en çok etkilenen alanlardan biri eğitim. Milyonlarca öğrenci örgün eğitimden uzak kalırken, online eğitim platformları umut oldu. Eğitimde dijital dönüşümün ilk kez bu kadar görünür olduğu dönemde Khan Academy ilk sıraya oturdu.


Khan Academy’den her ay 45 dilde, 190 ülkede 100 milyon öğrenci ve 3 milyon öğretmenin faydalandığını belirtti:


-Khan Academy’yi Türkçeleştirerek dünyanın sayılı dijital içerik kütüphanelerinden birini sunduğumuz için mutlu ve gururluyuz.


Derslerin Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği kapsamında EBA üzerinden öğrenci ve öğretmenlere ulaştığını bildirdi:


-Ayrıca https://tr.khanacademy.org web sitemizin trafiği de bu dönemde 4 kat yükseldi.


Khan Academy’nin Salman Khan tarafından Silicon Valley’de kurulduğunu anımsattı:


- Bilgiyi herkes için erişilir kılma hayaliyle başlayan Khan Academy, 2008 yılında küçük bir ekiple, kâr amacı gütmeyen dijital platform olarak hayata geçti. Kısa sürede tüm dünyada sosyal girişime dönüştü.


Khan Academy’nin eğitim içeriğinin 300 kişiye ulaşan bir akademik kadro tarafından hazırlandığına işaret etti:


- Khan Academy’yi destekleyenler arasında Bill ve Melinda Gates Vakfı, Google, Bank of America, Netflix’in kurucusu Reed Hasting, Carlos Slim Vakfı da yer alıyor.


Khan Academy’nin Türkiye’deki faaliyetlerinin 2012 yılından beri STFA Eğitim Vakfı tarafından desteklendiğinin altını çizdi:


- Ülkemizde 600’den fazla gönüllünün de katkılarıyla hazırlanan 10 bine yakın ders videosu ve 100 bin etkileşimli araştırma Türkçe olarak kullanıcılarla buluşuyor.


Khan Academy’nin ilkokuldan üniversite seviyesine kadar uzandığına vurgu yaptı:


- Matematikten sanata, finanstan sağlığa birçok konuda bireyin seviyesini tespit ederek en uygun içeriklere yönlendirebilen yapay zekaya sahip platform ile kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi sunuluyor.


Pandemi döneminde Khan Academy’nin Türkiye’de 70 milyon ders verdiğini paylaştı:


-Khan Academy, ülkemizde uzaktan, yüz yüze veya hibrit eğitim modelinde örgün eğitimi destekleyen en önemli kaynak haline geldi. Ülkemizde 18 milyon insanın faydalandığı bu platformdan 200 milyondan fazla ders verildi.


Alp Taşkent, bu bilgilendirme sonrası beni arama nedenini açtı:


- Khan Academy’nin sunduğu ücretsiz ve reklamsız platformun daha çok öğrenci, öğretmen ve velimize ulaşmasını istiyoruz. Pandemi döneminde 70 milyon derse ulaşmak bizi mutlu etse de, bilinirliğin artmasıyla bu sayının 700 milyona ulaşabileceğini öngörüyoruz.


Khan Academy’ye daha çok kişinin ulaşmasına katkı için adresleri paylaşmakta yarar var:


• Instagram, Facebook: @khanacademyturkce


• Twitter: @khanacademytr


• www.khanacademy.org.tr


• info@khanacademy.org.tr


Matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler, iktisadi bilimler, bilgisayar bilimleri, uzay bilimleri, organik kimya, sanat tarihine kadar geniş yelpazeli bu platformdan daha çok yararlanmak gerekmez mi?


Öğrenen birey kendi öğrenme sürecini yönetsin


STFA Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Alp Yalçın Taşkent, Khan Academy Türkçe Direktörü ve STFA Eğitim Vakfı Genel Müdürü Alp Köksal’ın platformla ilgili mesajını da gönderdi. Köksal, şu noktanın altını çizdi:


- Khan Academy ile eğitim zamandan ve mekandan bağımsız, veriye dayalı ve kişiye özel bir deneyime dönüşüyor. Bu dönemde yaşanan olumsuzluklar bir yana dünyamız için olumlu bir çıktının öğrencilerin kendi öğrenme sorumluluklarını sahiplenmeleri olduğuna inanıyoruz.


Köksal, hedeflerini ortaya koydu:


- Amacımız Khan Academy ile öğrenen bireylerin kendi öğrenme sürecini yönetebilen kişilere dönüşmeleri. Böylelikle hem tam öğrenme, hem de hayat boyu öğrenme kavramları içselleştirilebilir.


Vahap Munyar

https://www.dunya.com/kose-yazisi/turkiyede-18-milyon-kisi-khan-academyde-200-milyon-ders-gordu/600707



9 Kasım 2020 Pazartesi

MEB'den ilkokul öğrencilerine kaynak desteği

 Milli Eğitim Bakanlığınca, ilkokul öğrencilerinin derslerine yönelik 3 bin 500 sorudan oluşan kaynak destek paketi "http://odsgm.meb.gov.tr/" internet adresinde yayımlandı.

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), ilkokul öğrencilerine yönelik 3 bin 500 sorudan oluşan kaynak destek paketi "http://odsgm.meb.gov.tr/" internet adresinde yayımlandı.

Milli Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakanlık, yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını sürecinde öğrencilere kaynak desteği sunmaya devam ediyor.

Bakanlık, daha önce öğrencilere destek olmak amacıyla kazanım kavrama testleri, 5, 6. ve 7. sınıflar için beceri temelli testler, 8. sınıflar için Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınava yönelik örnek sorular ve soru destek paketleri ve 9, 10, 11 ve 12. sınıflar için tekrar testlerini yayımlamıştı.

MEB ortaokul öğrenci ve öğretmenlerine destek olmak üzere 5, 6, 7. ve 8. sınıflar için hazırladığı ve yayımladığı 4 bin 560 soru içeren 60 çalışma fasikülüyle destek kapsamını genişletmişti. Öğrenci ve öğretmenler tarafından ilgi gören destek materyalleri erişim kolaylığı, kullanılabilirlik, amaca uygunluk bakımından memnuniyetle karşılanmıştı.

MEB, desteklerine yenisini ekleyerek bu hafta ilkokullara yönelik hazırladığı kaynak destek paketini yayımladı. Bu kapsamda ilkokul 2, 3. ve 4. sınıf düzeyinde 3 bin 500 soru yayımlandı.

2, 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin öğrenmelerinin desteklenmesi amacıyla Türkçe, matematik, hayat bilgisi, fen bilimleri ve sosyal bilgiler derslerinin tüm ünitelerini kapsayan çalışma soruları hazırlandı. Kaynak desteği 2. sınıflar için 785, 3. sınıflar için 1115 ve 4. sınıflar için 1600 çalışma sorusu içeriyor. Yayımlanan kaynak desteğine http://odsgm.meb.gov.tr/ adresinden erişilebiliyor.

"Salgın ile mücadele günlerinde öğrencilerimizin yanındayız"

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, COVID-19 salgını ile mücadele günlerinde tüm imkanlarıyla öğrencilerin yanında olduklarını vurguladı.

Daha önce ortaokul ve lise kademesinde tüm sınıflar düzeyinde öğrencilere destek paketleri hazırladıklarını ve paylaştıklarını anımsatan Selçuk, "İlkokul seviyesinde öğrencilerimize destek sağlamak için çalışmalarımız devam ediyordu ve bu çalışmayı da tamamladık. Böylece ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinin tüm sınıf seviyelerinde öğrencilerimize kaynak desteği sunmuş olduk. Yeni kaynaklarla düzenli olarak öğrencilerimizi desteklemeye devam edecek ve bu zor günleri birlikte aşacağız." ifadelerini kullandı. 

Bakan Selçuk, süreci koordine eden Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer'e, yardımcı kaynakların hazırlanmasında büyük emek veren Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürü Sadri Şensoy'a, Soru Oluşturma ve Geliştirme Dairesi çalışanlarına, tüm illerdeki ölçme değerlendirme merkezi görevlilerine ve öğretmenlere teşekkür etti. 

28 Ekim 2020 Çarşamba

Kadınlara özel üniversite kurulacak

 Japonya’daki örnekler incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği üniversite kurulacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Haziran 2019 Japonya’daki Mukogawa Kadın Üniversitesi'nde fahri doktora verilmesinin ardından, Erdoğan kadın üniversitelerinin inceleneceğini ve Türkiye’de bu konuda adımların atılacağını söylemişti.


Bu konuyla ilgili ilk adım Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nca hazırlanan ‘2021 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na atıldı. Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yer alan programda yüksek öğretimde çeşitliliğin artırılacağı belirterek “Japonya örneği incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği kadın üniversiteleri kurulacaktır” denildi.


Sözcü'de yer alan habere göre, Japonya'daki kadın üniversitelerin incelenmesinin ardından rapor hazırlanacak. Türkiye'deki kız öğrencilerin yükseköğretime katılımı değerlendirilecek ve sorun bulunan alanlar saptanacak ve buna yönelik çözüm önerileri geliştirilecek. Programda, kurulması planlanan ilk kadın üniversitesisin akademik birimlerinin oluşturulmasına yönelik çalışmalar başlatılacağı da vurgulandı.


Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı'nda da Japonya örneği incelenerek sadece kadın öğrencilerin kabul edildiği kadın üniversiteleri kurulacağı belirtilmiş ancak somut bir adım atılmamıştı.


10 ÜNİVERSİTEDEN BİRİ


Japonya’da 800’e yakın üniversite var, bunların 80’e yakınını kadın üniversiteleri oluşturuyor. Çıkış noktasının 1800’lü yıllara kadar dayandığı, kadın üniversitelerinde lisans seviyesinde ev ekonomisinden sosyal bilimlere, hemşirelikten fen alanlarına çeşitli bölümlerde ders veriliyor.


26 Ekim 2020 Pazartesi

ODTÜ'den İngilizce eğitiminde fırsat eşitliği yaratan aplikasyon

 Üç ODTÜ'lü girişimcinin geliştirdiği Donut Language Game, her seviyede insanın ücretsiz indirebildiği bir robot. Robot, Türklerin dil öğrenme eğilimine göre oyun kuruyor.


Girişimcilik her dönemde çok kıymetli ancak son yıllarda girişimcinin sosyal fayda yaratanı daha makbul. “Sosyal girişimcilik” özellikle, iş dünyasına yeni ısınan “Z” kuşağının ilgisini çekiyor. İşte onlardan biri olan Donut Language, son dönemde melek yatırımcıların dikkatini çekmeyi başaran bir yatırım.


Yatırımın arkasında Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) üç girişimci var. Donut Language, İngilizce öğreten bir oyun aplikasyonu. Aslında ona “İngilizce öğretmeni bir robot” da diyorlar. Çünkü yapay zeka ile İngilizce öğrenme üzerine kurulmuş bir modeli var. Cep telefonları üzerinden İngilizce konuşma ve yazma pratiği yapma fırsatı sunan ücretsiz bir mobil teknoloji olan Donut Language, ihtiyaca göre “İş İngilizcesi”, “Sosyal Yaşam” gibi başlıkların yanı sıra TOFL benzeri sınavlara hazırlık amacıyla da eğitim modellemesi içeriyor.


ODTÜ Yabancı Diller Meslek Yüksekokulu Modern Diller Bölümü Öğretim Görevlisi Jason Steinberg, bilgisayar mühendisliği bölümü öğrencisi Orçun Çevrim ve sosyoloji bölümü mezunu Başak Temel’in ortaklığında kurulan Donut Language’in en büyük özelliği ise oyun temelli yazılımla istenildiği zaman İngilizce konuşma pratiği yapılabilmesi.


Ücretsiz indiriliyor, hedef Latin Amerika


Şirketin kuruluş öyküsünü ve çalışma sistemini Kurucu Ortak Başak Temel’den dinledik. Donut Language; kullanıcının telaffuz, gramer ve kelime hatalarını yapay zekayla ölçerek 100 üzerinden puan veren bir sistem. Kullanıcının daha yüksek puan için kendisiyle yarışması amaçlanıyor. Hata yapıldığında doğrusunu gösteriyor. Uygulama özellikle telaffuzunu geliştirmek isteyenler için başarılı yapıya sahip. Başak Temel, Donut Language Game’in yedi farklı özelliği ile dünyadaki ilk ve tek, yüzde 100 yerli ve milli uygulama olduğunun altını çiziyor. Diyor ki, “Donut, iki yıl süreyle 3 bin kişilik İngilizce öğrenen grubun izlenmesiyle geliştirildi. Dilbilimcimiz Jason Steinberg, ana dili İngilizce olmayan toplumların dil öğrenirken eğilimlerini gözlemledi ve yazılımcımız Orçun Çevrim’le yazılımı geliştirdiler. Yani Türklerin dil öğrenme becerisine göre özel olarak hazırlandı.”


Haziran 2020’de tanıtılan Donut’un şu anda 14 bine yakın kullanıcısı var. Başak Temel, kullanıcılarının ortaokul öğrencisinden akademisyene kadar geniş yelpazeden olduğunu belirtiyor. “Oyunlaştırma sistemiyle dil öğreten bir sistem bu. Her oyunda sizin seviyenizi belirliyor ve yeni oyun dizisini ona göre oluşturuyor. Bu oyun paketinde konuşma, kelimeler, dil bilgisi kurallarını öğrenmeyi sağlayan bir model geliştirilmiş durumda” diyor.

GİRİŞİMCİ KADINLARA VE KOBİ'LERE İNGİLİZCE ÖĞRETECEKLER!


Başak Temel’e göre Türkiye’de İngilizce öğrenmek konusunda fırsat eşitliği sorunu var. Bu nedenle aplikasyonu bir süreliğine ücretsiz olarak konumlamışlar. Bunun dışında dil öğrenmeyi Türkiye’nin sosyal sorunlarından biri olarak gördüklerinde şu anda dezavantajlı gruplara bu hizmeti sunmak için sivil toplum kuruluşlarıyla da görüşme halinde olduklarının altını çiziyor Temel. Diyor ki, “Toplumsal projeler başlatacağız. Bu sayede kişisel gelişime destek vermeyi hedefliyoruz. Ayrıca KOBİ’lerde ciddi İngilizce sıkıntısı var. Türkiye çapında KOBİ’lere İngilizce öğretmeyi hedefleyen projeler tasarlıyoruz. Bir de girişimci kadınlara destek vermek üzere görüşmeler yürütüyoruz.” Donut’un ortaklarının hedefinde bir yıl içinde Güney Amerika’ya açılmak var. Bu bölgede toplumların İngilizce eğitiminde zorlandıklarını ifade eden Temel, “Dört yıllık planımızda Afrika, Türki Cumhuriyetler, Pakistan, Malezya gibi ülkelere açılmak bulunuyor” diyor.


Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/odtuden-ingilizce-egitiminde-firsat-esitligi-yaratan-aplikasyon/481616


Bilim ve teknoloji bağımsızlık demek

 ÇALIK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık’tan geçen hafta bir davet geldi:


- Malatya Turgut Özal Üniversitesi tarafından şahsıma tevdi edilen “Fahri Doktora” payesi dolayısıyla düzenlenen törene katılımınızdan memnuniyet duyacağım.


Davet cümlesinin hemen altında şu not vardı:


- Tören COVID-19 önlemlerine uygun koşullarda gerçekleşecek.


Törenin adresine baktım:


- Çalık Holding Konferans Salonu...


Önceki gün gerçekleşen tören öncesi Gölcük’te bir fabrika gezdim. Sonrasında törene yetişebileceğimi düşündüm. Ancak, Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin YouTube adresine girip töreni oradan izlemek durumunda kaldım.


Önce Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin (MTÜ) 20202021 Akademik Yılı açılış töreni gerçekleşti. Rektör Prof. Aysun Bay Karabulut, Ahmet Çalık’a “Fahri Doktora” belgesini vermek, cüppeyi giydirmek üzere Çalık Holding Konferans Salonu’ndaydı.


Akademik yıl açılışı ile fahri doktora töreni MTÜ’nün Battalgazi yerleşkesi ile İstanbul’da online olarak üniversitenin kendi sistemi üzerinden gerçekleşti. Her iki tören noktasında katılım pandemi nedeniyle oldukça sınırlı tutulmuştu.


Prof. Aysun Bay Karabulut, törende henüz 2 yaşında olan üniversiteyi anlattı:


- Kuruluşumuzun birinci yılında 1 fakültemiz, Ziraat Fakültemiz ve bağlı 2 lisans bölümü vardı. İkinci yılımızda 5 fakültemiz ve bağlı 16 bölümümüz var.


Fakülteleri sıraladı:


- Bu akademik yılımıza Tıp Fakültesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu il öğrencilerini alarak faaliyetine başladı.


COVID-19 sürecine işaret etti:


- Bu süreç bize gösterdi ki, üretebilirsen ayakta kalırsın, küresel salgınla baş edebilirsin, güvenliği sağlayabilirsin. Güvenli gıda üretemezsen halkın sağlık güvenliğini sağlayamazsın. Güvenli gıda, savunma sanayi kadar güvenlik açısından önemlidir.


Öğrencilere Ahmet Çalık’ı örnek gösterdi:


- Sayın Ahmet Çalık, sadece Malatya ve ülkemiz için değil, gönül coğrafyamızdaki gençler için de örnek bir kişilik, örnek girişimcidir.


“Fahri Doktora”nın gerekçesini paylaştı:


-İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültemiz, sayın Ahmet Çalık’a Türkiye ekonomisine ve eğitim dünyasına katkıları nedeniyle “Fahri Doktora” veriyor.


Ahmet Çalık, “Fahri Doktora” cüppesini giydikten sonra 2020-2021 akademik yılı açılış dersinde şu mesajı verdi:


- Üniversitelerin amacı eğitim olduğu kadar bilim ve teknolojiyi geliştirmektir. Bilim ve teknolojinin gelişmesi demek o ülkenin bağımsızlığı ve kalkınması demektir.


Pandemi nedeniyle büyük dönüşüm yaşandığını kaydetti:


- Önümüzdeki dönemde iş modellerinin değişeceğini, bazı sektörlerin dönüşeceğini, bazılarının çok daha fazla öne çıktığını gördük. Teknoloji ve dijitalleşmenin ön plana çıktığını somut bir şekilde anladık.


Pandemiyle yeniden gözler önüne serilen şu gerçeğin altını çizdi:


- Krize hazırlıklı olmanın ve kriz döneminde girişimciliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük.


Çalık’ın açılış dersinde verdiği mesajın şu bölümünün altını özellikle çizdim:


- Bilim ve teknolojinin gelişmesi ülkenin bağımsızlığı demektir.


Ülkemizdeki üniversitelerin kaçında bu yaklaşım söz konusu acaba?


Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/bilim-ve-teknoloji-bagimsizlik-demek/485331


İşsizlikle ‘kırılan yer’den başladık, meslek lisesi kültürü artık değişiyor

 MİLLİ Eğitim Bakanı Prof. Ziya Selçuk ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal ile Giresun’dayız.


Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrencilere 500 bin tablet bilgisayar dağıtma planına 20 milyon liralık katkıda bulunan TMSF Başkanı Gülal ve Bakan Selçuk’la önce Ülper Şehir Ümit Kılıç Yatılı Bölge Okulu’na gittik.


Bakan Selçuk ve Gülal, tablet bilgisayarları okul yönetimine teslim etti, öğrencilerle buluştu. Ardından Selçuk’la sohbet ettik. Selçuk, karşısında ekonomi gazetecilerini görünce sohbete meslek liselerinden girmeyi seçti. Önce şu saptamayı yaptı:


- Demokrasiyle ilişkilendirilmemiş bir eğitim, ekonomiyle bağlantısı olmayan eğitim her zaman içe kapalı ve üretimden kopuktur. Böyle bir durumda eğitim insanların günün ihtiyacına göre donanmasının mümkün olmadığı bir alana, dönüşüyor.


Ardından konuya yaklaşımını paylaştı:


-Eğitim çağın becerilerini dikkate alan hem milli, hem evrensel eksende insan yetiştirme hedeflerini gözeten bir kurum olmalı.


Meslek liseleriyle ilgili hedefinin altını çizdi:


- Bugün meslek lisesindeki beceri setleriyle sanayinin, hizmet sektörünün ihtiyacının örtüşmesini hedef alıyoruz.


50’yi aşkın sektörle birebir toplantılar yaptıklarını belirtti:


- Sektörlere, “Neye ihtiyacınız varsa, meslek liselerinde bizim müfredatımız odur. Bizim ana hedefimiz meslek lisesi mezunuyla sizin beklediğiniz niteliklerin yüzde 100 örtüşmesi” dedik.


Meslek liselerinde bu kapının açıldığını vurguladı:


- Meslek liseleri için sektörlerin ihtiyacı olan beceri havuzu ortaya konuldu. Bunlar ders programlarına girmeye başladı. Fabrikalardaki ustabaşıların derse girmesinin önü açıldı.


Fabrikaların içine okul açılabilmesi için mevzuat düzenlemesi yapıldığını kaydetti:


- Meslek liselerinin üretim gelirinde yüzde 15 Hazine kesintisi vardı. Yüzde 1’e indirildi ve üretim patlaması yaşandı. Bu, çocukların üreterek öğrenmesine ilişkin bir yaklaşım getirdi.


Aselsan’ın ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Teknoparkı’nın içine açılan okulları örnek gösterdi:


- Bu okullar başarıda ilk yüzde 1’lik dilimden öğrenci alıyor. Bu, meslek liselerinde hiç olmamıştı.


Aselsan’daki okulun cazibesine işaret etti:


-Aselsan’daki okula giden öğrencinin geliri, bursu var. Mezuniyet sonrası üniversiteye devam etmek isterse burs desteği sürecek. Ayrıca iş önceliği de olacak.


Meslek liselerinin gözden düşmesine yol açan gelişmeyi şöyle irdeledi:


- Öğrenciye hayatın ve ilgili sektörün ihtiyacı olan eğitimi vermeyince istihdamla ilgili tıkanıklık oluşuyor. Meslek liselerinden mezun yüzbinlerce insan sürekli işsiz kalınca kültür burada kırılma yaşıyor. Meslek lisesinin “işe yaramaz” olduğu düşünülüyor.


Bu “kültür”ü dönüştürmenin yolunu anlattı:


- Meslek liselerinde “dönüşüm”ün yolu “kırıldığı” yerden başlamaktı. Mezunlarına iş önceliği, garantisi verildiğinde “kültür” birden değişiyor. O zaman yüksek puanla Atatürk Anadolu Lisesi’ne girebilecek öğrenci yönünü Aselsan Meslek Lisesi’ne çeviriyor.


Meslek liselerindeki “kırıldığı yerden başlayan kültür dönüşümü” ailelerin çocuklarına, “Emir alan değil, emir veren olmak için mutlaka üniversite bitir” tavrını değiştirmeye yeter mi?


Meslek liselerindeki “kültür dönüşümü” aileleri de kapsarsa, o zaman mezunlar “aranan eleman” olur, tüm sektörlerdeki “ara eleman” sorunu çözülür...


Otellerin içine 50 okul açtık, 200’e ulaşacak


MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, meslek liseleri konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte attıkları adımı paylaştı:


- "Otellerin içinde okul kuralım. Zaten meslek lisesi öğrencisinin çalışma alanı orası” dedik.


Şu anda bu şekilde 50 okulumuz oldu. 2 yılda "otel içi okul” sayısı 200'ü bulacak.


Ardından ekledi:


-Bunların hepsi iş öncelikli, iş garantili okullar. Ayrıca otel içi okullarda çocukların, öğretmenlerin konaklayacağı yer var. SGK desteğiyle maaş ödenmesi de söz konusu.


‘En dipteki’ 1000 okulu seçtik, çıta yükselecek


MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, imkanları dar olan okullarla ilgili bir araştırma yaptıklarını belirtti:


- Başarının en düşük, disiplin sorununun, devamsızlığın en yüksek olduğu 1000 meslek lisesi belirledik.


Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer'in yürüttüğü çalışmayı anlattı:


- Belirlediğimiz 1000 meslek lisesinde bilgisayar laboratuvarı, beceri atölyeleri dahil ekosistemi düzenleme-dönüştürme çalışması başladı. Öğrencilerin becerileri ve ilgi alanlarına göre kurslar düzenlendi.


Seçimin kaç okul arasından yapıldığını sorduk, yanıtladı:


- Türkiye'de 12 bin civarında lise var. Bunların 3 bin 500-4 bini meslek lisesi. Seçimi meslek liseleri arasından yaptık.


Ardından şu noktanın altını çizdi:


- Bu, aslında 1000 okulu "demokratikleştirme” projesi aynı zamanda. O okullarda bir "fırsat adaleti” sağlanıyor.


Özel sektör ‘mesleki eğitim merkezi’ açmaya yönelmeli


MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "mesleki eğitim merkezi" konusundaki mevzuat değişikliğine dikkat çekti:


- Özel sektörün "mesleki eğitim merkezi” açabilmesini sağladık. "Mesleki eğitim merkezi” aslında "çıraklık eğitim merkezi”. Biz bu merkezlerde eğitim gören öğrenciyi "lise mezunu” kabul ediyoruz artık.


Almanya’dan örnek verdi:


- Almanya'da mesleki eğitimin yüzde 85'i özel sektörün elindedir. Bizde meslek liselerinin yüzde 5'i özel sektörün elinde.


Özel sektörün makine parkına sahip olduğunu, sürekli güncellediğini kaydetti:


- "Mesleki eğitim merkezlerine ayrıca makine parkı kuracağımıza öğrencinin eğitim alanı makinelerin bulunduğu fabrikalar olsun. Ustabaşıları da derse girsin.


İstihdama katkı karşılaştırması yaptı:


- Meslek liselerinden mezun olanların yaklaşık yüzde 10'u istihdam ediliyor. "Mesleki eğitim merkezi” mezunlarında istihdam oranı yüzde 88 ve hepsi kendi alanında.


"Mesleki eğitim merkezi-çıraklık eğitim merkezFne başvuru sayısında artış olduğunu vurguladı:


- Eskiden "Çıraklık-kalfalık” eğitimini tamamlayan çocukların ayrıca liseyi bitirmesi de söz konusuydu. Çocuklar sene kaybediyordu. Biz bu işi çözünce "mesleki eğitim merkezlerine başvuruda artış yaşandı.


TOBB’a bağlı odalar yüzlerce okulun ‘hamiliğini üstlendi


MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’yle (TOBB) ortak yaptıkları çalışmaya değindi:


- Yüzlerce meslek okulunun hamiliğini üstlendiler. Artık okulun yönetimine iş dünyası temsilcileri de yönetim kurullarına giriyor.


İhtiyaçların yönetim kurullarında belirlendiğini vurguladı:


- Ders içerikleriyle ilgili kararlar da iş dünyası temsilcileriyle birlikte alınıyor.


Meslek liselerine yönetici atamalarında yaptıkları değişikliğe işaret etti:


- Meslek liselerine sosyal bilimler alanında yöneticiler atanıyordu. Yönetici atamaları için "teknik alan” zorunluluğu getirdik.


Şu noktanın altını yeniden çizdi:


- Meslek liselerinde artık müfredat sektörlerin ihtiyaçlarına göre yapılandırılıyor.


Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/issizlikle-kirilan-yerden-basladik-meslek-lisesi-kulturu-artik-degisiyor/486534



Bilim temelli müfredata geçilmeli, fabrikasyon eğitimden vazgeçilsin

 Yapay zeka, robotlar, konuşan akıllı makinelar… Sanayi devrimini geride bırakan dünya şimdi dijital devrimi yaşıyor. Bu konular dünyada tüm ülkelerin ilk sırasında yer alıyor. Önümüzdeki yıllarda yüzde 60’a yakın mesleğin yok olacağı artık sır değil. Bu değişimi nasıl yakalayacağız? Ülkelerin derdi bu. Geri kalmamanın temeli bilime, mühendisliğe dayanan bir eğitim sistemine dayanıyor.


Yurt dışındaki okulları ve 43 yıldır eğitim sisteminin içinde bulunması nedeniyle Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Uluslararası Eğitim Merkezi Türkiye Başkanı ve Danışma Kurulu üyesi olan Enver Yücel ile Türkiye’deki durumu konuştuk. Yücel eğitim sisteminin yenilenmesi, tornadan çıkmış gibi fabrikasyon öğrenci yetiştiren müfredatın değişmesi gerektiğini söylüyor.


> Meslektüen eğitimcisiniz. Eğitim anlayışı nasıl değişiyor?


Kurumumuz 52’inci yılında. Ben 43 yıldır kendi kurumlarımın liderliğini yapıyorum. Tabii ki geçmiş yıllarda beklenenle şimdi istenen çok farklı. Gençler kendi işlerini kurma, yeni bir şeyler ortaya koyabilme kültürüne sahip hale geliyor. Eğitimin ruhu ana yapısı değişiyor. Yıllardır bir sınıfa, bir anfiye öğrencileri toplayıp ders anlatılırken artık günümüzde böyle olmasın isteniyor. Fabrikasyon eğitimden daha terzilik anlayışına göre kişiye özel öğretimin olması bekleniyor. Çünkü çocuk farklı, dünyalar farklı.


OKULLARDA KAĞIT KALKIYOR


> Kişiye özel eğitim ne anlama geliyor?


Eğitim bir çocuğu değiştirmek için olmamalı. Çocuğun iç dünyasındaki yeteneğini, kabiliyetini, düşüncelerini ortaya çıkarabileceği bir anlayışı ortaya çıkarabilmek için olmalı. T Fabrikasyon eğitim dönemi geride kalıyor. Her bireyi ayrı bir dünya kabul etmemiz lazım. Herkesin parmak izi farklı.


> Yani tüm okullarda aynı müfredatla yapılan örgün eğitim anlayışı artık değişmeli mi diyorsunuz?


Artık öğretmenin rolünün de değişmesi lazım. Öğretmen dersi öğreten, bilgiyi transfer eden konumda iken çünkü bilgi sadece ondaydı ama bugünün çocuğu bilgileri her yerden alabiliyor. Öğretmen mentor olmalı. Dersi transfer eden değil üretim yapılmasını sağlayacak analitik düşünceye sahip, problem çözme becerisi kazanmış öğrenciler yetiştiren biri olmalı.


> Türkiye’de eğitim sisteminde bu anlayış değişiyor mu?


Sizce bir değişim talebi var mı? Türkiye son yıllarda teknolojiye önem veren çok yatırım yapan bir ülke. Fatih projesi başlatıldı. Fatih projesi zaman zaman sekteye uğramıştır. Bunun üzerine gitmeliyiz. Bazı ülkeler artık kağıdın kaldırılması için hedefler koymuş durumda. ABD 2025’te kaldıracağız diyor. Bizim de hedef koymamız lazım. İstesek de istemesek de dünya buraya doğru gidiyor. Buna göre eğitim yapımızı düzenlemeliyiz.


ÖĞRETMENİN MENTOR OLMALI


> Türkiye Pisa verilerine göre başarılı bir eğitim sistemine sahip değil. Bu konuda ne yapılmalı?


Soruna bütüncül bakmak lazım. Başarılı modellere baktığınız da örneğin Pisa’nın en başarılılarından Finlandiya’ya en önemli kavram öğretmenine verdiği değerdir. Yeni sistem gelse dahi en fazla değer verilen varlık öğretmenleridir. Öğretmensiz eğitim olmaz. Ama nasıl öğretmen. Öğretmenin bu yüzyılı iyi kavrayıp öğrencilere liderlik, anlayış ve kavramını vermesi lazım. Eğitim fakültelerinin anlayış ve kültürünün değişmesi lazım. Bu bir anda olmuyor.


> Siz öğretmenleriniz için ne yapıyorsunuz?


Öğretmenlerimize değişen günün koşullarına, yeni sistemlere göre sürekli hizmet içi eğitim veriyoruz. Öğretmen kendini bu yüzyıla uyduramaz ise öğrencinin gerisinde kalıyor. Her öğrencinin elinde tabletler var. Biz dijital sisteme geçmiş durumdayız. Öğretmenin biliyor olması lazım. Çocuklar bilgilerin transferinin ötesine geçmiştir.


> Nasıl bir eğitim sistemi olacak bu?


Müfredatların elden geçirilmesi yeni dersler konulması lazım. Teknoloji başını almış gidiyor. Mesela insansız hava araçları, siber güvenlik, yapay zeka. Bunları ortaokuldan itibaren öğrencilerin derslerine koymamız lazım. Biz fen ve teknoloji liselerine yapay zeka dersi koyduk. İnsansız hava araçları dersi koyduk. Robot dersini kolduk. Diğer derslerden çok bunlara ilgi var. Matematik, kimya coğrafya öğrenirken, bunun ne işe yaradığını da öğrenmiş oluyor. Bunun adı STEM. Bize niye türev, trigonemetri öğretiliyor derdik. Ama bunu uyguladığımızda muhteşem oluyor.


AKADEMİSYEN KAYGILI İSE ÜRETEMEZ


> Öğrenmek merak etmek, düşünmek, araştırmak demek. Bunun da ilk adımı özgür düşünce demek. Türkiye’de bu iklim var mı?


Eğitim öğretim ortamı özgür olmalı, iklimi iyi olmalı. Okul iklimi diye bir kavram vardır. Eğer öğrenci okula çok kaygılı geliyorsa öğrenemez. Eğer bir akademisyen kaygılıysa üretemez. Düşünemez. Bizim yenilikçilik ve girişimcilik kültürümüzü geliştirmemiz lazım. Bunun için yeni bir eğitim ve öğretim kültürü yaratmamız lazım. Öğrenci bazı şeylerde kısıtlanırsa rahat ifade edemezse, korkarsa o toplumda bir üretimden bahsedemeyiz.


> Yapay zeka, robotlaşma, şeylerin interneti…


Dünya çok hızlı değişiyor. Geç kalıyor muyuz? Nasıl yetişeceğiz? Yapay zeka ile her şey a’dan z’ye değişiyor. Eğitimden sağlığa kadar her sektörde kullanılabilecek bir teknoloji bu. Bununla ilgili Türkiye geri kalmamalı.


> Nasıl bir sistem?


Bu öğrenciye bir hedef veriliyor. Yaptıklarına bakıp elimizdeki verilerle değerlendirip hedefine ne kadar gidebilir, nasıl gidemez ölçmek mümkün. Neden öğrenemediği, hastalığın ne olduğu teşhis edilip tedavi edilebilecek. Hukukta dünya şimdi buna gidiyor. Yapay Zeka hukuku bu. Artık hakimler yanlış karar veremeyecek. Veri kullanımı ile oluyor bunlar. Verinin önemini kavratmamız lazım.


MEVCUT MESLEKLERİN YÜZDE 60’I OLMAYACAK


> Gelecekte bazı meslek ve sektörler yok olacak. Şimdiden başladı. Fabrikalarda artık yapay zekalı robotlar devrede.


Geleceğin mesleği veri mühendisliği. Data artık topraktan değerli hale geliyor. Bunun için eğitim öğretim yapımızın değişmesi lazım. Evet, yapay zeka meslekleri değiştiriyor, sektörleri değiştiriyor. Okula başlayan çocuk 30 yıl sonra meslek hayatına atılıyor. Yüzde 60 meslek olmayacak. Bu genci bugüne göre değil yarına göre eğitmelisiniz. Data analisti, yapay zeka teknisyenliği, uzay teknolojileri. Fabrikalar değişiyor.


>Danışma Kurulu’ndasınız. Dünyanın derdi eğitim değil mi?


Hem çeşitli yerlerde üniversitem olması, hem de eğitimi yakından takip eden bir kişi olmam nedeniyle Birleşmiş Milletler’in Danışma Kurulu üyesi oldum. İster gelişmiş olsun ister gelişmekte olan her ülke eğitimin geleceğini konuşuyor. Eğitim nasıl olmalıdır? Teknolojinin bu kadar değiştiği noktada eğitim sisteminin de değişmesi lazım. Ama ikisi aynı hızda gelişmiyor. Eğitim geriden geliyor. Eğitimin bir muhafazakar yanı var. Ama artık paradigmalar değişmeli. Bugünün dünyasına hitap etmeli. 21. Yüzyıl becerilerini ortaya çıkarıp uyumlu programlar izlenmeli.


> BM’nin üye ülkelere önerileri desteği oluyor mu?


BM’nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma hedefleri var. Bu hedefleri tüm dünyaya yaymak istiyorlar. Mesele şu. Dünyanın içinde bulunduğu problemlere çözüm bulmak. Dünyanın sorunları en başta açlık, yoksulluk. Birlikte yaşayamama kültürü, çevre ve etik değerler. Bu üç sorunu dünyanın çözebilmesi için anaokulundan başlayan eğitim sistemini düzeltmemiz lazım. Bütün dünyada BM’de de bu konular üzerinde çok duruluyor.


> Son günlerde bazı özel okullarda sorunlar yaşanıyor. Özel okul sisteminde bir sorun mu var?


Türkiye’de üniversite hariç 18 milyon öğrenci. Bu öğrencilerin yüzde 8’i özel okullarda. Çok başarılı olan devlet okulları olduğu gibi başarısız olanlar da var. Yine çok başarılı özel okullar gibi başarısız olanlar var. Benim eğitim politikalarına bakışım daha değişik. Şöyle düşünüyorum. Eğitim dünyanın en önemli işi. Eğitim bir sektör. Bu sektörün iyi ve güçlü olabilmesi için rekabetin olması lazım. Bütün eğitim sistemini elinde tutan bir devlet nasıl rekabete açacak da biz kaliteyi yakalayabileceğiz. Onun için her çocuğa fırsat eşitliği de vermemiz lazım.


ÖZEL OKULLAR ZENGİN AİLE ÇOCUKLARININ GİTTİĞİ KULÜPLER OLMAMALI


> Nasıl sağlanacak fırsat eşitliği?


Bugün en önemli sorun budur. Okullar arasındaki seviye farkı buradan kaynaklanıyor. Herkesin adilce eşitçe okuyabileceği bir ortam oluşturulmalı. Özel okullar zengin aile çocuklarının gittiği kulüpler olmamalı. Sadece devlet eliyle eğitim götüren hangi ülke kalkınmış. Kalkınamaz. Özel sektöre açmamız lazım. Özel sektör deyince kar amaçlı kuruluşlardan bahsetmiyorum. Bugün İngiltere okullarının yüzde 70-80’nini özelleştirdi. Öğrenci beş kuruş para ödemiyor.


> Mümkün mü bu?


Türkiye’de eğitim sistemine ayrılan kaynaklar ortada, Bu az da değil. Karşılığını alabiliyor muyuz, alamıyor muyuz? Bunu özele açalım başarılı olanlar devam etsin. Devlet denetim görevini görmeli. Hollanda, Almanya’da öğretmenlerin maaşlarını devlet verir. Organizasyonunu velilerle yaparsın.


> Doğa Koleji ile ortaya çıkan son yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?


Türkiye’de özel okullarımız var gelişiyorlar. Ekonomik krizle birlikte sıkıntıda olan okullarımız, velilerimiz var. Nasıl ki çok sektörde kriz sıkıntısı varsa eğitim de nasibini alanlardan. Ancak eğitim sektörü inşaat sektörüne benzemez. Hassastır. Öğrenci travma yaratacak ortamda olmamalıdır. Keza öğretmen arkadaşımız olmamalıdır. Şu gerçek de var. Özel sektör bir sıkıntıya düşmüşse de cezasını görüp kapanır. Başka yapacak bir şey yok. Eğitimin devamını sağlamaya bakmak gerekir. Yani burada eğitim sisteminden kaynaklanan problem yok ekonomik nedenlerden kaynaklanan bir problem var. ABD’ye gidin Asya’ya gidin satılan okul, üniversite vardır.


Eğitimde yol haritası


> Eğitim sisteminde çeşitli değişiklikler yapılıyor. Ama sistem çok değişmiyor. Yeterli mi bu adımlar. Sizin önerileriniz nedir?


Müfredat zaman zaman değiştiriliyor. Biz de önerilerimizi rapor halinde veriyoruz. Bakanlığa iletiyoruz. Önerilerimi şöyle toplayabilirim: Eğitim sistemimizin ölçme ve değerlendirme sistemini çok iyi kavrayıp oturtması lazım. Eğitim sisteminin içine bireysel, kişiye özgü eğitim anlayışını yerleştirilmesi lazım. Öğretmen eğitimlerine önem vermemiz lazım. Öğretmen yetiştiren kurumların eğitim fakültelerinin reorganizasyonunu yapmamız lazım. Geleceğin dünyasına BM 2030 hedeflerini müfredatlara yedirmemiz lazım.


Eğitimde kalite gitme ihtiyacını azaltır


> Herkes yurt dışında okumak istiyor. Gençlere öneriniz nedir?


Eğitim sistemimizde kalite ve olanakları arttırırsak kimse gitme ihtiyacı hissetmez. ABD’de, İngiltere’de gençlerin üniversiteden uzaklaşma eğilimi var. Türkiye’de ise üniversite hala bir umut. Ancak üniversitelerin de değişmesi lazım. Acık büfe dersler olması lazım. Dünyanın geleceği eğitimde. En iyi örnek Finlandiya. Bütün ülkeler onları örnek alıyor. Gençlere dünyanın geleceği için eğitim alanını tercih etmelerini öneririm.


Alıntı:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/bilim-temelli-mufredata-gecilmeli-fabrikasyon-egitimden-vazgecilsin/460684


2 Eylül 2020 Çarşamba

Google sertifikalı eğitim programlarını başlatıyor

 Korona virüs salgını nedeniyle yükselişe geçen online eğitim, belki de bundan sonra kalıcı olacak. Zira Google, 6 ayda tamamlanan ve 4 yıllık üniversite mezuniyeti ile eşdeğer gördüğü sertifikalı eğitim programlarını başlatıyor.



Üniversiteler, eğitim hayatlarımızın önemli bir parçası. Ancak eğitimin genelinde teknolojik gelişmelerin etkisi büyük. İnternetin son derece kolay kullanılabilir olması, mobilleşmesi ile popülerleşen online eğitim platformları, 2020’nin başından bu yana devam eden koronavirüs salgını nedeni ile zirve yaptı. Şimdi bu alana çok yakından tanıdığımız bir isim, iddialı bir şekilde giriş yapıyor.


Kısa bir süre önce Career Certificates (Kariyer Sertifikaları) programını duyuran Google, para kazanmak için düzenlenen “100 TL’ye 6 sertifika” sloganlı umut tacirliği de yapmayacak. Eğitim içerikleri tamamen Google tarafından, şimdilik 3 farklı mesleki alanda düzenlenecek.


  -Eğitimleri tamamen Google hazırlıyor,

  -Her program 6 ay sürüyor,

  -Eğitim alınacak konuda herhangi bir deneyime sahip olmak şart değil,

 - Mezuniyetin ardından çeşitli hibe ve burs programlarına başvurmak hakkı var,

  -Kurslar Stanford profesörlerinin kurduğu online Eğitim platformu Coursera’da verilecek.

 - Bütün kursların aylık ücreti sabit şekilde 49 dolar.

Ücretli bir online eğitim almak ilk etapta kulağa cazip gelmeyebilir. Ancak akademik başarının göstergesi olan üniversite diplomaları, çok daha büyük masraflar ve yıllar gerektiriyor.


Elbette Türkiye’de Boğaziçi, Galatasaray; yurt dışında Oxford, Harvard, ya da Sourbonne diplomasının yerini tutacak bir Google programından söz etmiyoruz. Ancak insanların büyük çoğunluğu, farklı nedenlerden dolayı zaten üst düzey kurumlarda eğitim alamıyorlar.




Google Küresel İlişkiler Kıdemli Başkan Vekili Kent Walker, bu programların üniversite diploması olmadan yüksek maaşlı işlerde çalışmayı mümkün kılacağını söylüyor. Hatta Google’ın gözünde bu sertifikaların 4 yıllık diplomalar ile eşdeğer olduğunun altını çiziyor. Walker’ın bu sözü, sektördeki diğer büyük işverenlere de yol gösterecek nitelikte.


Tüm eğitimlerin İngilizce olarak verilmesi, ülkemizde çoğu insan için bir artı olmayabilir, ancak bunu dil eğitiminin bir parçası olarak görmenizi tavsiye ederiz. Eğer neler söylendiğini anlayacak düzeyde İngilizceniz varsa, eğitimleri biraz ağır da olsa tamamlayabilirsiniz. Eğer İngilizce eğitimi almak isterseniz buradaki makalemize göz atabilirsiniz.


Google’ın online eğitimleri, tamamen sektördeki en popüler ve en çok ihtiyaç duyulan mesleklere yönelik olacak. Veri bilimi, proje yönetimi ve deneyim tasarımları en önemli başlıklar arasında. Üstelik Google, kurs duyurusunda bu mesleklerin ortalama yıllık kazançlarını da açıkladı.


Veri analisti:

Veri işleme, görselleştirme, analiz

Yıllık ortalama kazanç (ABD): 66 bin dolar

Proje yöneticisi:

Maksimum kalite yönetimi ve değer katma değer üretimi

Yıllık ortalama kazanç (ABD): 93 bin dolar

UX tasarımcısı: 

Kullanıcı deneyimi tasarımlarının temelleri

Yıllık ortalama kazanç (ABD): 75 bin dolar

Bilişim Teknolojileri (IT) destek uzmanı (BAŞLADI):

Bilişim sistem sorunlarının çözümü, güvenlik, sistem yönetimi

Yıllık ortalama kazanç (ABD): 54 bin dolar


Yukarıdaki eğitimlerden şimdilik sadece BT Destek Uzmanı kursu aktif ve Coursera üzerinden kurs sayfasına girdiğinizda 7 gün ücretsiz, ardından aylık 49 dolara satın alabiliyorsunuz. Google’ın açıklamalarına göre bu kursu tamamlayanların %80’i, 6 ay içerisinde yeni bir iş buldular, mevcut işlerinde zam aldılar ya da yeni bir iş kurdular.


Google Career Certificate ve benzeri pek çok platformun olduğu internet ortamında, eğitime ulaşmak ve istediğiniz alanda kendinizi geliştirmek hiç zor değil. Yeterince uzman olduğunuz bir alanda dünyanın en büyük şirketleri ile evden çalışmanız bile mümkün.


29 Ağustos 2020 Cumartesi

GoldMaster'dan 'pandemiye özel' iki yurt

GoldMaster markasının yaratıcısı Kale Elektronik, Kampüs 34 adıyla erkekler ve kızlar için iki ayrı yurt açtı. İlk kez bu yıl öğrenci kabul edecek olan yurtlar, pandemiye özel olarak kalmadıkları aylar için öğrencilerden ücret almayacak.

Tüm dünya pandemi ile mücadele ediyor. Bu dönemde en önemli gündem maddelerinden birini öğrencilerin okula gidip gitmeyeceği oluşturuyor. Bazı aileler dünyada ikinci bir dalganın olma ihtimaline karşı çocuklarını okula göndermek istemiyor. İlk ve ortaöğretimde böyle bir olasılık mümkün gibi gözükse de her yıl düzenlenen sınavlarla girilen üniversiteler için bu durum, en azından ilk etapta olası görünmüyor.

Öğrencilerin kazandıkları üniversitelere kayıt yaptırmaları için son haftaya girilirken, kayıt yaptırılmaması halinde kazanılan hakların kaybedilmesinin gündeme gelebileceği belirtiliyor. Yani bir öğrenci kazandığı halde üniversite kaydını yaptırmazsa bu hakkını kaybetmiş olacak.

Üniversite sınavlarında birçok genç ise yaşamadığı bir kentteki üniversiteyi kazanıyor. Bu nedenle o üniversitelere kayıt yaptırması, o şehirde bir ev kiralaması ya da yurtta kalması gerekiyor. Ancak pandemi süreci bütün öğrencileri ve velileri zorlamaya başladı. Gençler üniversiteye yazılsa da belki kiraladıkları evlerde oturamayacak ya da yurtlarda kalamayacak.

Kampüs 34’ten bir ilk

GoldMaster markasının sahibi Kale Elektronik Dış Ticaret, bu yıl kızlar ve erkekler için Kampüs 34 adıyla iki ayrı yurt açtı ve pandemi sürecine özel bu soruna bir çözüm üretti. Buna göre Kampüs 34 Kız Yurdu veya Kampüs 34 Erkek Yurdu’nda kalacak olan öğrenciler, yurtta kalmadıkları zamanların kirasını ödemeyecekler. Yani sadece kaldıkları ayların parasını verecekler. Diyelim ki; üniversitelerin açılmasının üzerinden iki ay geçtikten sonra pandemi nedeniyle ara verilmesi gerekti ve iki ay okuldan ayrı kaldılar. Bu süreçte yurtta kalmayacakları için bu dönemin parasını ödemek zorunda olmayacaklar.

Ücretsiz doktor hizmeti var

Kampüs 34 yurtları, Florya’da E-5 kenarında bulunuyor. Metrobüse 100 metre mesafede bulunan yurtlar birçok üniversiteye yürüme mesafesinde yer alıyor. Yurtların konumu Çapa’dan Beylikdüzü’ne kadar olan tüm üniversitelere bir metrobüs mesafesinde yer alıyor. Kampüs 34 Yurtları’nda hiçbir yurtta olmayan ücretsiz doktor hizmeti de verdiklerini belirten Kale Elektronik Dış Ticaret Yönetim Kurulu Başkanı ve bu yıl 45’inci yaşını kutlayan GoldMaster markasının yaratıcısı Cenk Bora, “Yurtlarımız tüm üniversitelere çok yakın. Yeni açıldığımız için pandemi sürecini de dikkate alarak gençlerimiz için çok hijyen bir yurt planladık. Odalarımız çok geniş. Öğrenci başına 10 metrekarelik bir alan düşüyor ki; bu diğer yurtlara kıyasla çok yüksek bir alan. Yurtlarımızda öğrencilerimiz için ücretsiz internet hizmeti de veriyoruz. 24 saat güvenlik hizmetimiz var. Ayrıca pandemiye özel olarak kimseden kalmadığı ayların parasını almayacağız. Üstelik tüm bu hizmetlere rağmen fiyatlarımız da çok uygun. Sonradan sıkıntı yaşamamak ve sunduğumuz bu fırsattan yararlanmak için üniversiteye kayıt döneminde yurtlarımıza da kayıt yaptırmak yeterli” dedi.

“Bütün çocuklar bizim çocuklarımız”

Kale Elektronik Dış Ticaret Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sibel Bora da “İnsanın yaşam düzeyini bilinçli bir çabayla yükseltme konusundaki tartışma götürmez yeteneğinden daha cesaret verici bir gerçek olmadığı’ sözünden hareketle kurulan GoldMaster 45 yıldır alnının akıyla bu ülkeye hizmet veriyor. Biz sadece GoldMaster’la değil, bütün markalarımızla, insanlarımızın yaşam düzeyinin yükselmesi için çalışıyoruz. Kampüs 34 Yurtları da bunun göstergeleri. Çünkü bütün çocuklar bizim çocuklarımız ve bütün aileler bizim ailelerimiz diye bakıyoruz. Aileler gönül rahatlığıyla çocuklarını bize emanet edebilirler” dedi. 

28 Ağustos 2020 Cuma

Mühendislik gözden düşüyor mu?

 Geçtiğimiz günlerde açıklanan üniversite sınavlarının yerleştirme sonuçlarında 18 üniversitede 21 mühendislik bölümünün hiç tercih edilmediği ortaya çıktı.

Gelişen teknoloji çağında beynelmilel bir meslek sayılan ve gelişmiş ekonomilerde eğitimine aırlık verilen mühendislik artık Türkiye'de çok tercih edilmiyor mu?


Geçtiğimiz günlerde açıklanan üniversite sınavı tercih sonuçlarına göre Türkiye'de hiç kimsenin okumayı tercih etmediği 21 mühendislik bölümü olduğu ortaya çıktı. 18 devlet üniversitesinin 21 mühendislik bölümü boş kaldı.


Bir dönemin gözde bölümleri olan makine ve inşaat mühendisliğinin de bu bölümler içersinde olması dikkat çekti. 





19 Haziran 2020 Cuma

Öğrencilerin karneleri e-okul üzerinden erişime açıldı

İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin karneleri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından elektronik ortamda erişime açıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, ilkokul, ortaokul, lise kademelerindeki tüm öğrenciler karnelerine https://e-okul.meb.gov.tr/ internet sitesi üzerinden ulaşabilecek. Öğrenciler, "takdir ve teşekkür" belgelerine de sistem üzerinden erişebilecek.

Lise kademesindeki öğrenciler diplomalarını ve talep etmeleri halinde "takdir, teşekkür, onur ve üstün başarı" belgelerini belirlenecek tarihlerde okullarından alabilecek.



3 tip yeni üniversite modeli geliyor

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunduğu Yükseköğretim Reformu Politika Belgesi’nde ‘tematik’, ‘sınırlı alanda uzmanlaşmış’ ve ‘çok yönlü üniversite’ olmak üzere yeni üç tip üniversite modeline yer verildi

Hazırlanan 'Yükseköğretim Reformu Politika Belgesi'ne göre, tüm devlet üniversitelerinde üniversite konseyleri oluşturulacak. Üst yönetim konsey ile rektörden oluşacak, konsey üniversiteye destek olan, hizmet eden, toplumla üniversite arasında köprü kurabilecek kişiler arasından atanacak.

Hürriyet'ten Erdinç Çelikkan'ın haberine göre, rektör dahil tüm atamalarda üniversitelerin misyon ve hedeflerine uygun olarak yürütülmesi için paydaş görüşlerinin alınması, temel prensiplerden biri olacak. Yükseköğretimde çeşitlenen öğrenci profiline uygun talepleri karşılayabilecek, sosyal ve ekonomik gelişime katkı sağlayabilecek, piyasaların çeşitlenen iş gücüne cevap verebilecek, istihdamı arttırabilecek, artan rekabete uyum sağlayabilecek bir üniversite hedef olacak.

Vakıf, devlet ve özel

Bu kapsamda üniversiteler ‘devlet’, ‘vakıf’ ve ‘özel’ misyonlarına göre konumlandırılacak ve ‘tematik’, ‘sınırlı alanda uzmanlaşmış’ ya da ‘çok yönlü üniversite’ olarak yeniden yapılandırılacak. Meslek yüksekokullarının her bölgede kurulacak olan ‘Bölgesel Mesleki Eğitim Üniversiteleri’ne bağlanması öngörülüyor. Her bir ön lisans programının en az bir sektörel destekçisi olması benimsenecek.

14 Mayıs 2020 Perşembe

500 bin öğretmene uzaktan eğitim için başvuru açıldı

Milli Eğitim Bakanlığınca, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin mesleki ve bireysel gelişimlerini desteklemek amacıyla hazırlanan ulusal ve uluslararası akredite sertifikalı uzaktan eğitim programları yaklaşık 500 bin öğretmenin başvurusuna açıldı
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), dijital girişimcilik, bilgi işlemsel düşünme becerileri, proje danışmanlığı, İngilizce öğretimi, müze ve afet eğitimleri ile yapay zekadan dijital güvenliğe bilişim alanında hazırlanan ulusal ve uluslararası akredite sertifikalı uzaktan eğitim programları, yaklaşık 500 bin öğretmenin başvurusuna açıldı.

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı, , eğitimde, çocuğun ve toplumun gelişimine katkı sunan en önemli aktörün öğretmenler olduğunu ifade etti.

Öğretmenlerin desteklenmesi ve güçlenmesinin, kişisel ve mesleki ihtiyaçlarına yanıt veren sürdürülebilir bir öğrenme ağı ile mümkün olacağına işaret eden Boyacı, şu bilgileri verdi:

"Üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerin iş birliğinde hazırladığımız ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından akredite edilen eğitim programlarımızı online ortama taşıdık. 2023 Vizyon Belgesi'nde öğretmenlerimize mesleki gelişim programlarını online platforma taşıyacağımıza ve öğretmenlerimizin tamamının erişimine açacağımıza dair verdiğimiz sözü gerçekleştirdik. Pandemi süreci öncesinde alt yapısını kurduğumuz online eğitimleri hızlandırarak mesleki gelişim programlarını uzaktan eğitim sistemine uygun olarak yapılandırdık."

Boyacı, dijital girişimcilik, bilgi işlemsel düşünme becerileri, proje danışmanlığı, İngilizce öğretimi, müze ve afet eğitimleri ile yapay zekadan dijital güvenliğe bilişim alanında hazırlanan ulusal ve uluslararası akredite sertifikalı uzaktan eğitim programlarının öğretmenlerin başvurusuna açıldığını vurgulayarak, "18 Mayıs-1 Eylül tarihleri arasında 500 bin öğretmen ve okul yöneticimiz için Türk eğitim tarihinin en büyük uzaktan eğitim mesleki gelişim programını başlatıyoruz" değerlendirmesini yaptı.

YENİ MESLEKİ GELİŞİM PROGRAMLARINDA NELER VAR?

Öğretmenlerin bilgi, beceri ve uzmanlıklarını geliştirmek üzere senkron ve asenkron olarak düzenlenecek eğitimler şöyle:

"Bilişim teknolojileri alanında;

Cisco iş birliğinde; bilgisayar ağlarına giriş (CCNA 1), Python, siber güvenlik, nesnelerin interneti (IoT)

Oracle iş birliğinde; veri tabanı (Temel Düzey), java (Temel Düzey)

Google iş birliğinde; dijital girişimciliğin temelleri, Flutter ile yazılım geliştirme, Kotlin ile yazılım geliştirme, bilgi işlemsel düşünme becerisinin disiplinler arası yaklaşım ile öğretimi

Autodesk iş birliğinde; Bilgisayar Destekli Tasarım"

Apple iş birliğinde; Herkes Kod Yazabilir

Hazırlanan bu eğitimler ile öğretmenlerin yapay zeka, gömülü sistemler, robotik, big data gibi birçok dalda uygulama geliştirme becerilerinin artırılması hedeflendi.

TÜBİTAK iş birliğinde hazırlanan Proje Danışmanlığı Semineri ile TÜBİTAK projelerine öğrenci hazırlayan ve proje danışmanlığını yürüten öğretmenlerin proje hazırlama konusundaki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi amaçlandı.

Ankara Üniversitesi Müze Eğitimi Bölümü ve Ana Bilim Dalı iş birliğinde hazırlanan Müze Eğitimi Sertifika Programı ile öğretmenlerin müzeleri okul dışı öğrenme ortamlarına dönüştürmelerine ve disiplinler arası ilişkilendirme yaparak kullanabilmelerine imkan tanınması planlandı. Eğitim programında öğretmenler sanal müzeleri gezebiliyor, uygulama yapabilecek.

AFAD-JICA iş birliğinde hazırlanan Okul Tabanlı Afet Eğitimi ile öğretmenlerin doğal afetler konusundaki farkındalıklarının, bilgi ve becerilerinin artırılması hedefleniyor. bu platformdaki zenginleştirilmiş öğretim içeriği ile yüz yüze eğitimlerin tamamlayıcısı olarak tasarlandı.

7 Mayıs 2020 Perşembe

Uzaktan eğitimde rekor kırıldı

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, uzaktan eğitimle ilgili "Eğitim Bilişim Ağı (EBA) kendi rekorunu güncelledi. Tıklanma: 1.2 milyar, aktif öğrenci: 6 milyon 90 bin 383, canlı ders: 978 bin 313" dedi
Milli Eğitim Bakanı Selçuk, EBA verilerine ilişkin sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki hesabından açıklamada bulundu. Bakan Selçuk, paylaşımında, "Uzaktan eğitimin adresi EBA kendi rekorunu güncelledi. Tıklanma: 1.2 milyar, aktif öğrenci: 6 milyon 90 bin 383, canlı ders: 978 bin 313. Güncellenen ve zenginleşen içeriklerle EBA, tüm dünyada örnek gösterilen yerini sağlamlaştırdı. Emek verenlere teşekkürler" dedi.


17 Ocak 2020 Cuma

Doğa Koleji'nde öğretmen maaşları ödendi

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Doğa Koleji ile ilgili devir işlemlerinin tamamlandığını, öğretmenlerin maaş ödemelerinin yapıldığını bildirdi.
Rektör Karaca, Doğa Koleji'nin devir işlemlerine ilişkin, "Doğa Koleji ile ilgili devir işlemleri tamamlandı. Öğretmen ve personelimizin maaş ödemeleri yapıldı." dedi.

Karaca yaptığı açıklamada, "Sözlerime, ülkemizin geleceği çocuklarımız için elimizi taşın altında koymaktan geri durmadığımızı belirterek başlamak istiyorum." ifadelerini kullandı.

Öncelikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güveni ile karşılaştıklarını dile getiren Karaca, "Cumhurbaşkanımızın 'çalışın, bu sorunu çözün' talimatına uyarak hızla harekete geçtik. Bu süreçte Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak çözüm sürecini hızlandırmak için büyük gayret gösterdi. Sorunun çözümü için bizzat sürecin içerisinde oldu. Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk hocam da keza elinden gelen tüm desteği gösterdi." diye konuştu.

Doğa Koleji'nin mali sorunlarının yaklaşık 6 aydır ülke gündeminde haklı ve büyük bir yer tuttuğuna işaret eden Karaca, "Doğa Okulları İTÜ uhdesine geçmiştir. Tüm Doğalılar tatile gönül ferahlığı ile giriyor. Maaşlar yatmaya başladı. Hepimize hayırlı olsun." dedi.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Böylesine büyük, başarıyla markalaşmış bir okulun mali sıkıntılarla gündeme gelerek, çocuklarımızın geleceğinde büyük pay sahibi olan öğretmenlerimize maaşlarını ödeyememesi tüm Türkiye'yi olduğu gibi bizleri de derinden sarsmıştır. Ekibimle konuyu incelediğimizde bu yarayı sarabileceğimizi, öğretmenlerimizin, personelimizin sıkıntılarını gidererek çocuklarımızın eğitiminde söz sahibi olabileceğimizi gördük. Şunu söylemeliyim, İstanbul Teknik Üniversitesi misyonuyla çeyrek asırlık bilgi ve birikimiyle bu topraklarda güçlü kurumları gelecek nesillere aktaracak tecrübeye sahiptir. Bu misyondan hareketle Doğa Koleji sorununu çözmek için elimizden ne geliyorsa yapmaya karar verdik ve hızlıca aksiyon aldık. Bu süreçte herkes evlatlarımızın geleceğini düşündü, herkes bunun için çaba sarf etti. Bu çaba içerisinde yer alanlara şahsım ve İTÜ ailesi olarak şükranlarımızı sunuyorum. Ayrıca öğretmenlerimize ve velilerimize bu süreçte gösterdikleri sabır ve dayanışma için de teşekkür ediyorum. Artık öğretmenlerimizin çocukların eğitimiyle çocuklarımızın dersleriyle ilgilenmelerinin vaktidir. El ele vererek, huzurlu bir sürecin kapılarını araladığımızın müjdesini vermek istiyorum."

"Artık Doğa Koleji çocuklarımızın başarılarıyla gündemde olacak"

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Doğa Koleji'nin borçlu olduğu grupların, bankalar, Doğa Koleji mensupları ve tedarikçiler olarak sıralanabileceğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Bu borçların analizi uzmanlar tarafından yapıldı. Ancak bu aşama, devir sürecinin sadece birinci basamağıydı. İTÜ'de 7 yıldır okullarımızın yönetim kurulu başkanlığını yapan, ülkemizin dijital dönüşümüne katkıda bulunmak için çeşitli kademelerde görev alan ve aynı zamanda bir İTÜ mezunu olan Serhat Özeren'in, Doğa Koleji'nin yönetimine getirilmesini sağladık. Son bir aydır, gece gündüz demeden Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın bakanlarımız Berat Albayrak ve Ziya Selçuk olmak üzere büyük bir gayretle çalıştığımız konuyu çözüme kavuşturmuş bulunuyoruz. Bundan sonra Doğa Koleji'nin kamuoyunda, çocuklarımızın, öğretmenlerimizin başarıları ile gündem olacağının garantisini vermek isterim."

İTÜ'nün güçlü yapısı için çalışmalarını sürdüreceklerine işaret eden Karaca, "Bugüne kadar ne yaptıysak ülkemizin geleceğine fayda sağlamak, gelecek nesillere bilgi ve birikimimizi aktarmak için yaptık. Bundan sonra da farklı olmayacak. Doğa Koleji sürecinde desteğini esirgemeyen siz değerli basın mensupları olmak üzere, velilerimize, öğretmenlerimize, çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Öğretmenlerimiz, velilerimiz ve öğrencilerimiz gönlünü ferah tutsun, Türkiye'nin en önemli eğitim kurumlarından biri olan İTÜ'nün tecrübesiyle herkesin rahat bir nefes almasını sağlayacağız. Bu sürecin herkese hayırlı uğurlu olmasını diliyorum." dedi.